KİŞİSEL BAŞÖRTÜSÜ MANİFESTOSU

Share

 

 

(25 Aralık 2012 tarihinde yazılmış ve defterk’de yayımlanmıştır. Kaynak: http://www.defterk.biz/haber/tahrir-defteri/kisisel-basortusu-manifestosudur/345.html )

 

“Başörtülü bir insanın hakkını savunduğum kadar başörtülü olmayan bir insanın da hakkını savunuyorum.” İzzet Irmak, yazdı.

Lafı uzatmak istemiyorum. Edebiyat, söz sanatları, kinayeler…

Hiçbirini kullanma kaygısı taşımaya niyetim yok.

Çünkü konu son derece açık, net ve basit…

Mesele; başörtüsü düşmanlığı!

Baştan söyleyeyim; başörtülü bir insanın hakkını savunduğum kadar başörtülü olmayan bir insanın da hakkını savunuyorum. Eğer birilerine zorla başörtüsü takılmaya çalışılsa buna ilk önce kendim karşı çıkacağımı ilan ederim! Ayrıca bu yazdıklarım tamamen kişisel görüşlerim olup, hiçbir kişi veya kurumu bağlamamaktadır ve hiçbir kişi veya kurum hedef alınmamıştır.

Kıymetli “İnsanlık”:

  1. Ahzap Suresi 59. Ayeti ile Nur suresi 31. Ayeti çok açık bir şekilde başörtüsünü, örtünme şeklini ve yerini tarif etmektedir. Dolayısıyla bu bir ilahi emirdir. Hiçbir siyasi düşünce veya grubun simgesi olamaz ve değildir!

 

  1. İnsan Hakları Evrensel bildirgesi 18. Maddesinde “Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır; bu hak, din veya inancını değiştirme özgürlüğünü ve din veya inancını, tek başına veya topluca ve kamuya açık veya özel olarak öğretme, uygulama, ibadet ve uyma yoluyla açıklama serbestliğini de kapsar.” Denilmektedir. Bu sebeple; özgür bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının “kamusal alan” veya başka gerekçelerle inancı gereği başını örtmesi yasaklanamaz.

 

  1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. Maddesinde; “Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” Denilmektedir. Bu ülkede hiç kimse ibadet ve dini törenlere katılmaya zorlanmadığı halde; belli bir grup veya zümre tarafından yıllardan beri dini inancını yaşamaya veya uygulamaya çalışan insanlar horlanmakta ve birçok haktan mahrum edilmektedir. Sırf başörtüsü taktığı için birçok insan ve yakınları devletin sağladığı bütün imkânlardan mahrum bırakılmışlardır. Bu hakların en başında ise “eğitim hakkı” gelmektedir.

 

  1. “Kurtuluş Savaşı”nı veren irade “Din-Vatan-Namus” için her şeyini ortaya koymuş ve bu üç temel hakka dokunulmasına izin vermekten ise ölmeyi tercih etmiştir. Ancak bugün bazı kesimler dini bütün değerleri düşman saymakta ve kendilerine hiçbir baskı yapılmadığı halde kendileri her türlü baskıyı uygulamaktan geri kalmamaktadırlar. Bu arada her türlü gayri ahlaki yaşantıyı sergileyen ve sergiletenlere de sınırsız destek verilmektedir. Bu da milli mücadelenin ruhuna ve millete ihanettir.

 

  1. Eskiden beri “Türk Milliyetçiliği” ile meşhur ve Türkiye’de önemli bir ekseriyet temsil eden kesimler de dâhil, vatandaşlarımızın ezici çoğunluğu, insanların inancı gereği başını örtme özgürlüğüne taraftar olduğu halde; sonradan türeyen ve nereden geldiği, verdiği mesajlardan belli olan bazı yapılanmalar, “başörtüsü” takanları hor görmekte ve her alanda yok etmeye çalışmaktadır. Bu tür grupların ne “Türklük” ne de “Vatan-Millet” kaygısı olmadığı hâlihazırdaki yaşamları ile de malumdur.

 

  1. Başörtüsünü özgürlüğün kısıtlanması olarak görenler bilmelidirler ki; bir bayanın en büyük özgürlük simgesi başörtüsüdür. Çünkü başörtüsü; bayanın dışarı özgürce çıkabileceğinin, başka insanların kendisini rahatsız etmesini istememesinin, rahatsız edilmeden sosyal hayata karışabileceğinin, bedeni ile değil, bilgisi ve kişiliği ile var olabilmesinin teminatı ve simgesidir. 

 

  1. Dünyanın her tarafında ve maalesef ülkemizde on binlerce kadın ve kız çocuğu fuhuşa zorlandığı halde, birçok kelli felli gazete ve benzeri yayınlar yıllardan beri “çıplak pozlar” ve “haftanın güzelleri” ile kadın pazarlaması yaptıkları halde bütün bunları çağdaşlık olarak görüp de; bedenini pazarlık malzemesi yapmak istemeyen, hayatın her alanında “insan” olarak var olmak isteyen, eşinden başka kimseyi mahremine dokundurtmak istemeyen ve bu şekilde yaşamak isteyen vatan evlatlarını dışlayan kesimler net bir şekilde vatana da millete de devlete de ihanet etmektedirler.
  2. Bugün “Milli Mücadele” yi bahane göstererek başörtüsünü yasaklamaya çalışanlar, acaba Milli Mücadele ortamına ışınlansalar hangi tarafta olurlardı? Bunu da kamuoyunun vicdanına havale ediyorum.

 

  1. Toplumu ve Milleti dizayn etmeye çalışanlar bilmelidirler ki; Türk Milleti bin yıldan ziyade İslam’a bayraktarlık ve önderlik yapmıştır/yapmaktadır. Avrupa’da ve dünyanın her yerinde “Türk” kelimesi “Müslüman” kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılmış ve kullanılmaya devam etmektedir. İslam’ın en temel emirlerinden olan başörtüsünü yasaklamaya çalışanların terör örgütü ile nasıl bir iş ve inanç birliği içinde olduğunu bütün halk bilmektedir. Nitekim aynı halk; eşi başörtülü olan bir Cumhurbaşkanı ile bir Başbakan seçerek kendilerine balyoz gibi bir cevap vermiştir.

 

  1. Başörtüsü İslam inancının en temel ve vazgeçilmez bir esası olup aynı zamanda bir insan hakkı ve özgürlük simgesidir.

    Bu sebeple; başörtüsünü yasaklamak hiç kimsenin haddi ve hukuku olamaz. Bu ülkenin menfaatini isteyen, vatanını milletini seven herkes başörtülü olsun veya olmasın tüm insanların (Millete ve Kişilere zarar vermemek şartıyla) yaşam tarzlarına saygı göstermek zorundadır! Ülkemizin özellikle eğitim alanında çok ciddi atılımlar yapmaya başladığı böyle bir dönemde başörtüsü düşmanlığı adı altında ülkenin ilerlemesine taş koymaya çalışanların kimlerle işbirliği içinde olduklarına dikkat edilmelidir.

    Bu sebeple başörtüsü yasağını savunmak en büyük bölücülüktür.

 

SONUÇ:

Yıllardan beri başörtüsü yüzünden mağduriyet yaşayan ve bu sebeple Vatan Millet Düşmanları tarafından “başörtüsü” bahanesiyle verimi düşürülen biri olarak artık yeter diyorum!

Şimdiye kadar eşimin yaptığı gibi, şimdi ise kızım; bazılarının kısır düşüncelerinin aksine, özgür iradesiyle örtünmek istemektedir. Yani bedenini başkalarının eziyet, kullanım ve tarassudundan muhafaza etmek istemektedir. Kişiliği, bilgisi ve “insan” lığıyla toplumda var olmak istemektedir.

Ben ise bir baba olarak çocuğumun günaha girmesini engellemekle mükellef olduğumdan onun hakkını muhafaza etmek zorundayım. Ve yine bu şekilde Vatanına-Milletine-Devletine ve insanlığa hizmet etmek istemektedir.

Bilinsin ki; her kim veya kimler buna engel olmaya çalışırsa gerek bu dünyada ve gerekse mahkeme-i kübrada karşısında beni bulacaktır.  

Saygıyla sunarım.

İzzet Irmak, başörtüsü üzerine bir manifastoya imza attı… (25.12.2012)

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 244 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.