SİZİN DE HAYVAN DOSTLARINIZ VAR MI?

Share

 

(Ramazan Günlüğü 13)

***

Kardeşim Sinan’ın Toros isminde bir çoban köpeği vardı. Galiba küçük bir yavru iken bize gelmişti hayvancağız. O geldiğinde Sinan da küçüktü. Dört beş yaşında ya var ya yok.

Birlikte büyüdüler Toros’la. Sürekli beraber takıldıkları için, ailede onlarla ilgili tatlı efsaneler de döner dururdu. 

O zamanlar, bizim oralarda, haftada bir, tandır günü olurdu. Asıl amaç ekmek yapmaktı ama tandır zamanı, bir tür eğlence günüydü bizim için. Tabii dumanın içinde büyük bir özveri ile çalışan annem ve evin kadınları için değil.

Lavaş ekmekler pişip de sıcak sıcak çıktı mı; içine otlu peynir, tereyağı sürer sonra da keyifle sokum (dürüm) yapardık. Dedemin bir özel zevki de vardı. Soğan Yemeği.

“Sana soğan yemeği yapayım oğlum” derdi rahmetli. Aslında kendisinin canı isterdi de ben de bahanesi olurdum. Hanımlar kızmasın, bize iş çıkarma, yollu söylenmesinler diye, beni öne sürerdi.

Benimse canıma minnet. Kuru soğanı güzelce doğrar, tereyağıyla sac tavada kavururdu. Pişmeye yakın üzerine tuz atardı o kadar. Müptelası olmuştum küçükken.

Bizim Sinan’ın ise tek derdi Toros’u doyurmaktı. Ama öyle bildiğimiz, köpeğe yiyecek artıkları verme değil. Adeta arkadaş gibi, kayısı ağaçlarının altına oturur, yemeğini onunla paylaşırdı.

Bazen lavaş ekmeğe sürdüğü tereyağını uzunca sokum yapıp; bir ucunu köpeğe, diğer ucunu kendine tutarak ortada buluştukları konuşulurdu evde. Güler geçerdik.

Hatta dedem Sinan’a “kuçé” derdi. Sevimli küçük köpek anlamında.

Toros, o kadar alışmıştı ki Sinan’a, her yere beraber gidip gelirlerdi. Hayvan, herhalde kendisini onun bir parçası sanıyordu. Biri şakacıktan Sinan’a vursa, hayvan hırlamaya, saldırmaya başlardı.

Aradan yıllar geçti. Kardeşim Sinan daha on üç on dört yaşlarında iken çobanlık yapmaya başladı. Toros zaten çoban köpeği. O dağ senin bu tepe benim koyun sürüsü peşinde…

Sürü dediysem, neredeyse beş, altı yüz koyun. Sinan daha o yaşta yiyeceği, içeceği ve kepeneği gibi temel yaşam malzemeleri; sırtında bir çakaralmaz, elinde el feneri koca sürüyle altı ay boyunca geceleri dağlarda… Burada yazıldığı kadar kolay değil elbette.

Beraber ne maceralar yaşadılar kim bilir. Kurtlarla kapıştılar, hırsızlara meydan okudular vs.

Aradan yıllar geçti. Gün geldi şartlar değişti. Sinan’ın gurbete gitmesi gerekti. O zamanları hatırlıyorum. Bir süre köyde kaldım o dönem.

Toros, günlerce aylarca evin etrafında dolaştı durdu. Yine eskisi gibi besledik, baktık ama ne fayda. Kendisini bırakıp giden sahibine çok içerlemiş gibi davranıyordu. Daha önce de gidip gelmişliği vardı gurbete ama bu sefer artık temelli gittiğini hissediyor gibiydi.

Üzgün üzgün eve geliyor, verdiğimiz yiyecekleri bir süre izliyor, yer yemez de gidiyordu. Bir süre sonra da bir daha görmedik.

Çocukluğum köyde geçti. Koyunlarımız, ineklerimiz, keçilerimiz, kedimiz, köpeğimiz, eşeğimiz, tavuklarımız, hindilerimiz vardı. Biz onlara bakıyorduk, onlar da bize. O kadar iç içe idik ki onların yürüyüşünden, otlanma biçiminden, su içmelerinden hasta olup olmadıklarını anlar; hemen müdahale ederdik.

Onlar da bizi anlıyordu. Dedem vefat ettiğinde kış mevsimi idi. Çok üzgündük. Herkes cenaze telaşında iken, bana da koyunlara bakmak düşmüştü. Kar üstüne ot sermiştik. Onlar yerken ben de dağılıp gitmesinler diye başlarında bekliyordum. O gün hayvancağızların, elim cebimde, kar üstünde beklerken, içten içe ağladığımı hissettiklerini, bana tıpkı birer insan gibi baktıklarını anımsıyorum. Kim bilir belki de beni teselli etmeye çalışıyorlardı.

Değerli dostlar;

Bu dünyada yalnız değiliz. Elbette ki varlıkların en şereflisi ve değerlisi insandır ama diğer bütün varlıklar da, insanın bu dünyadaki yaşamı için birer yoldaştır.

Bizim için var olan bu dostlarımıza iyi davranalım. Çünkü onlar bize hep iyi davranıyorlar. Hiçbir hayvan kendisini tehlikede görmedikçe insana saldırmaz. Kaldı ki bunun önlemini almak da insanın vazifesi.

Doğal dengenin korunması için her bir hayvanın, bitkinin, havanın, suyun, toprağın ayrı yeri ve önemi var. Bütün bu varlıklara gereği gibi davranmak, onları yönetmek, doğru organizasyonu yapmak biz insanların görevi.

Aksi takdirde bu dünya bizim için yaşanılmaz olur. Özellikle korona salgınından dolayı evde olduğumuz bu günlerde dünyamızın ve doğanın değerini daha iyi anlıyoruz değil mi?

Nitekim inancımız da bu konuda oldukça hassastır. Bir ayette “Göğü o yükseltti, dengeyi ve ölçüyü o koydu ki dengeden sapmayasınız. (Rahman 7-8) denilmektedir.

Peygamber efendimiz (s.a.v.) de, “Kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fidan bulunsa, kıyamet kopmadan onu dikebiliyorsa, diksin.” Diyerek, doğanın önemine dikkat çekmiştir.

İslam tarihinde, bir hayvanın susuzluğunu giderdi diye kişinin günahının affolduğuna dair pek çok menkıbe vardır. Doğruluğunu elbette ancak Allah bilir ama büyüklerimizin bu işe ne kadar önem verdiğinin de göstergesi değil mi bunlar?

Yaşadığımız dünyanın değerini bilerek nice güzel günlerde yaşamak dileği ile…

(NOT: Bu yazıyı yazıp, ismini kullandığım için kardeşim Sinan’a gönderdim. Müsaade istedim. O da yazıyı tasdik edip şu notu gönderdi bana:

“Toros’la çok anılarım var. Mesela; bir kış gününde, ben üç aylık aradan sonra gurbetten geliyordum. Daha minibüsten inerken, ta bizim evin oradan beni fark etti. Öyle bir koştu ki bana doğru, şaşırdım kaldım. Gelip tam karşımda durdu, iki ön ayağını omzuma koydu, iki gözünde yaşlar akıyordu. O anı hiç unutmadım.

Yıllar sonra bana Toros’u hatırlattığın için teşekkür ederim. Toros’la bir hatıramın olmasından gurur duyarım.”)

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.