Kültür (Öykü)

Share

 

Kültür

Kamusal bir alanda, makinadan fişlerimizi almış, arada bir başımızı kaldırıp sayaçlara bakarak, sıramızın gelmesini bekliyoruz.

Oturduğumuz sandalyeler demir ve hepsi aynı renk. Oturanlar da üç aşağı beş yukarı bir birine benzeyen Anadolu insanı…

Her halinden bizden farklı olduğu anlaşılan bir beyefendi de oturuyor aynı renk sandalyelerde. Ama pek rahat değil. Biz ara sıra muhabbet ediyoruz; nerelisin, ne iş yaparsın, türünden… O hiç katılmıyor konuşmalara.

Sürekli sağına soluna dönüp duruyor üfleyip püfleyerek. Bir ara sesini yükselterek, şu müdür nerede ya, diyor. Kimsenin umurunda değil. Birkaç defa buna benzer şeyler söyleyince, nezaketen, görevlilere bir sorun isterseniz, diyorum.

Bir yandan duymazlıktan geliyor öte yandan duyurmaya çalışarak: “Müdür beni iyi tanır. Burada olsa beklemem, hemen geçer işimi hallederim. Elemanlar bilmez beni. Bilseler bir dakika beklemem.” diyor gerine gerine…

Mesele anlaşılıyor. Çaktırmadan dönüp, benim gibi, müdürü tanımayan, sıradan insanlarla muhabbete devam etmek istiyorum.

Fakat ne mümkün. Beyefendi kimseyi duymuyor, sadece kendi konuşuyor: “X firmasını bilir misin?” diye soruyor. “Ünlü bir firma, biliyorum tâbi.” diyorum.

“İşte ben o firmanın sahibiyim” diyor.

Öyle bir edayla söylüyor ki, beni ezerek kendisine saygı duymaya zorladığını hissediyorum. Ya da o öyle hissettirmeye çalışıyor. Hem de o ortamda, onu ayıp olmasın diye, dinleyen bir tek ben olduğum halde.

Sizin gibi sıradan insanlarla oturduğuma bakmayın, ben çok önemli bir insanım, derecesine sağa sola bakmaya devam ediyor.

Tekrar bakıyorum sayaca, sıranın gelmesine az kaldı. Gelse de kalksam…

Tam kalkacakken: “Siz buradakilere benzemiyorsunuz, kültürlü birisiniz her hâlde…” diyor.

Bir kendime bir de etrafımdakilere bakıyorum, yoo ben de onlar gibiyim. Gerçi nefsim de az biraz okşanıyor hani. Demek ki beni överek benim de onu önemsemi istiyor. Kendine gel diyorum kendi kendime.

Çok zoruma gidiyor ama yaşlı adam, sükûnetimi korumaya çalışıyorum.

Derken bir süredir yaşananlara kulak misafiri olan ama lafa karışmayan ve hemen yanımda oturan bir hacı amca ellerini sıkıp gözlerini kısarak, bizim beyefendiye: “Siz pek kültürlü değilsiniz galiba…” diye tersleniyor.

Adamın rengi atıyor. Çok zoruna gidiyor. Belli ki bu durumlara alışık değil. Pek halk arasına karışmadığından olacak, herkesi kendi ortamlarındaki insanlara benzetiyor. Hâlbuki bizim insanımızın irfanı her türlü rengi okuyacak kadar keskindir.

Bunu unutmuş olmalı ki: “Sen benim kim olduğumu biliyor musun? diyor karşıdakine tepeden tepeden bakarak.

Hacı amca geri adım atacak gibi değil: “Biliyorum, X firmasının sahibisin. Peki, sen benim kim olduğumu biliyor musun?”

Diğerinin havası sönüyor biraz. Yooo, diyor belli belirsiz.

Hacı amca pası gole çeviren forvet edasıyla yapıştırıyor lafı: “Gördün mü ben senden daha kültürlüyüm. Sen beni bilmiyorsun ama ben seni biliyorum. Peki, sen kendini biliyor musun?”

Adam iyice afallıyor. O arada benim sıram geliyor, kalkıyorum.

Tartışma sürüp gidiyor.

İnsanın kendini bilmesi güzel şey. Kim olursan ol, bir deri bir kemik bir damla kandan oluşuyorsun ve bir gün ölüp gidiyorsun. Diğer her şey bu dünyaya ait birer eklentidir, seninle gelmeyecek. Kibir ise seni er geç küçük düşürür.

Allah cümlemizi kendini bilen kullarından eylesin.

01.10.2017 / Kozağaç

 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.