KARATAŞ, ŞİMŞEK, TATİL…

Share

 

***

– Adı ne olsun peki?

– Ateş nasıl?

– Olmaz o. Sonra sıkıntı verir bize. 

– Peki, ne olsun?

– Bilemedim ki…

– Pek de cılız hayvancağız. Epeydir aç olduğu belli. Nasıl da gözünü dikmiş sofraya. 

– Önüne su koyalım mı baba?

– Koyalım da nasıl?

– Ben bulurum bir çözüm.

Çözüm bulundu. Beş litrelik boş su bidonu ortadan ikiye bölündü. Alt tarafı hayvana su kabı, üst tarafı ise Bünyamin’e megafon:

-Düt dürü düt, düt dürü düt… Düüüt düt!

Çözüm bulmada hanımın üstüne yok. Hemen ardından ismini de buldu:

– Adı Şimşek olsun. Baksanıza ölü gibi duruyor. Biraz canlansın. Şimşek gibi hızlı olsun.

– Olsun mu?

– Olsun tabii!

Bu yaz tatilimizin misafiri oldu Şimşek. Ne misafiri, evin bireyi âdeta. Yemek artıkları, hatta ona özel hazırlanan yiyeceklerle iyice semirdi birkaç günde. Biz denize girerken kapının önünde tıpkı nöbetçi gibi bekliyor. Geldiğimizde bizi karşılıyor, sevimlilikler yapıyor. 

Çarşıya pazara gideceğimiz zaman, arabaya kadar uğurluyor,  biz uzaklaşana kadar bakıyor.

İyice dost olduk anlayacağınız. 

Geçen akşam kayboldu. Sabahı zor etti bizimkiler. Karanlıkta, sahilde onu aramaya çıktılar. 

Gece dualar edilerek yatıldı. Bünyamin, “Süphaneke”den sonra, Şimşek geri gelsin diye Allah’a yalvardı. 

Sabah kalktık ki Şimşek kapının dibinde yatıyor. Herkeste bir sevinç, bir sevinç. 

Bu yaz da, son birkaç yıldır olduğu gibi, yine Karataş Maliye Tesisleri Kampındayız. Bir memur için oldukça güzel ve ucuz bir tatil imkânı sunuyor burası. 

Tebdil-i mekânda ferahlık vardır, demiş büyüklerimiz. Ne kadar doğru, ne kadar güzel bir ifade. 

Günümüzde her şey çok hızlı akıyor. İnsan, fikir,  hayat… Sular bile daha hızlı  sanki… Dalgalar daha hırçın dövüyor kıyıları. 

Hâlbuki insanın doğası sükûnete yatkındır. Hızlandı mı pek çok şeyi göremez, algılayamaz, tadını çıkaramaz. 

Bazen durup dinlenmek lazım. Havaya, toprağa, canlılara dokunmak, muhteşem huzur verir.  Saatlerin ve dakikaların baskılarından uzakta, sen ben kavgalarına prim vermeden, biyolojik gözlerimizi kapatıp gönül gözüyle bakmak lazım. 

İşte o zaman anlarız ağacın, bitkinin, balığın, kedinin, köpeğin, börtü böceğin bizim için ne kadar değerli olduklarını. İşte o zamana anlarız değerli olduğumuzu.

Bizim de ailecek her yaz uğradığımız bir durağımız, Karataş Maliye Tesisleri. Adana Defterdarlığına bağlı bu güzel tatil ve dinlenme sitesi, özellikle kamu çalışanları için harika bir dinlenme imkânı sunuyor. Geniş bir alan üzerinde kurulu bulunuyor. Yaklaşık 78.000 metrekare. Denize sıfır. Ferah bir sahili var. Büyüklü küçüklü apart dairelerden oluşuyor. 

Sitenin Yemekhanesi, Sosyal Tesisleri, basketbol sahası, çocuk parkı da var. Özellikle ailesiyle birlikte kafa dinlemek isteyenler için son derece güzel bir yer. Alanı geniş ve her daireden denizi izlemek mümkün. 

Normalde üç öğün yemek de var ama bu sene salgın nedeniyle yemek hizmeti verilmiyor. Haliyle gelen de az.

Bu yıl tek değişiklik yemek değil. Olumlu değişiklikler de var. İlk girişte etrafın rengârenk oluşu ve tertip düzen dikkatimizi çekiyor. Önceden etrafın otları pek biçilmez, köşe bucak yeterince temiz olmazdı. Şimdi koca sitenin her tarafı pırıl pırıl. Duvarlar badana ile temiz bir görüntü kazanmış. Ağaçlar budanmış. Otlar biçilmiş.

Daireler oldukça eski. Haliyle zahmeti de çok. Mümkün olduğunca temiz ve bakımlı bu yıl. En çok dikkatimi çeken ise tesisin girişinden itibaren her köşede boyanmış süslenmiş eski eşyalar. Girişteki refüj boydan boya eski araba lastiklerinin içine ekilen çiçeklerle, bitkilerle süslenmiş. Lastikler de boyanmış türlü renklerle.

Duvarlarda atık eşyaların kesilmesi ve boyanması sonucu birer sanat eserine dönüşen tablolar var. Sitenin içindeki eski banklar ve piknik masaları bile pembeli, mavili, kırmızılı çiçek desenleriyle süslenmiş.

Öğrendik ki buraya yeni atanan Tesis Müdürü Meryem Hanım, resim meraklısı imiş. Eline geçirdiği her şeyi bir yerde değerlendirmeyi seviyor.

Gece gündüz dolanıyor tesiste. Her ayrıntıyla ilgileniyor. Çalışanlarla birlikte sahili temizliyor, tamirat yapıyor, ağaçları buduyor.

Bizimle de oldukça ilgilendi. Kelimenin tam anlamıyla bir telefon kadar yakın oldu. Her ihtiyacımız anında karşılandı.

Bu güzelim devlet tesisine böyle bir idarecinin olmasına ailecek sevindik doğrusu. İşi ehline vermek, liyakati gözetmek bu olsa gerek.

Burası cennet gibi bir yer. Hakiki bir ilgiyi hak ediyor doğrusu. Önümüzdeki yıl salgın süreci biter de tam kapasite çalışırsa memur için bulunmaz nimet. Özellikle yeni müdür Meryem Polat Hanım’ın burayı çok daha kullanışlı hale getireceğine inanıyorum.

Kafa dinlemek ve ailenizle denizin keyfini çıkarmak isterseniz, burayı düşünün derim.

Bu yıl da deniz tatilimiz bitti. Dönüyoruz.

Peki, Şimşek ne olacak, diye son birkaç gün düşündük. Meryem Hanım’a durumu ilettik. Onunla da ilgilenecek. Şimşek artık aç kalmayacak.

***

İzzet Irmak

19.07.2020/Karataş

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 333 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.