KALP ÇİZEN LEYLEKLER (ÖYKÜ)

Share

 

 

Dersteyiz, Âşık Veysel’in “Sular” şiirini okuyup değerlendiriyoruz çocuklarla. Afacanlardan birinin gözlerinin ara ara pencereye doğru kaçamak bakışlar attığını fark ediyorum.

Biraz ürkek biraz da heyecanlı bakışlar…

Derken yanındakinin, diğerinin ve daha başkasının… İşaretlerle haberleşip pencereyi gösteriyorlar diğerlerine.

Bir kitabı, bir beni, bir de çaktırmadan pencereyi yoklamaya çalışıyorlar.

Merak ettim, baktım. Hava kapalı, yağmur yağmıyor ama her an yağacak gibi. Gökyüzünde kül rengi bulutlar…

Aklıma Necip Fazıl’ın Kaldırımlar şiirindeki “Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.” dizeleri geliyor.

Ne bakıyorsunuz, ne var orada, diye çıkışacaktım ki vazgeçtim.

Meraktan dayanamayıp kendim kalktım, pencereden baktım. Ön tarafa bakınca bir şey yok. Kapalı gökyüzü ve kül rengi bulutlar…

Başımı yukarı kaldırdım. Aman Allah’ım, büyük bir leylek sürüsü… Nazlı nazlı, neredeyse kanat çırpmadan…

Geçip giderler şimdi, diye düşünerek yerime oturdum.

Aradan birkaç dakika geçti. Bizim yaramazların pencere ile daha fazla ilgilendiklerini görünce tekrar ayağa kalktım ve pencereye yöneldim.

Haklıydı çocuklar. Leylekler gitmemiş, oldukları yerde şekiller çizip duruyorlardı. Harika bir görsel ziyafetti doğrusu.

Bir yanım öğretmenlik, sınıf yönetimi, otorite derken; diğer yanım içimizdeki çocuk, her zaman ders işlenir ama leylekler her zaman tepemizde bu güzelliği sunmaz, diyordu.

Baktım, çocuklar melül melül bakıyorlar. Güya dersi dinliyorlar ama akılları dışarıda…

Dayanamadım bakışlarına, haydi leylekleri izleyelim, dedim.

Gözlerindeki heyecan ve sevinci görmek her şeye değerdi.

Bir anda hepsi pencereye üşüştüler, ben de onlardan biri olarak üşüştüm pencereye. İzledik doya doya.

Leylekler sanki bizim için seyahatlerine ara vermiş, gökyüzünde süzülüyor, şekilden şekile giriyorlardı.

Birkaç fotoğraf çektim ve oturdum yerime. Çocuklar ise heyecanla yorum yapa yapa izliyorlardı:

“S çiziyorlar, S!”

“Şimdi de kalp yapıyorlar!”

“Dağılıyorlar, gidiyorlar…”

“Hayır, hayır geri dönüyorlar!”

“Arkadan gelenler var, bir sürü leyleeeek!

“Bir daha kalp çiziyorlar, hem de kocamaaan!”

Anlaşılan Leylekler gitmeyecek; beş dakika daha, sonra yerinize oturun çocuklar, dedim.

Biraz sitem ettiler. Hadi bir beş dakika daha, dedim.

Düşündüm, yıllarca dersimize giren öğretmenlerimizin anlattıklarından aklımızda ne kaldı? Neredeyse hiç!

Ama başımızı okşayan, bizimle beraber bir çay içen, bize özel bir davranışı olan, kısacası farklı bir anısı olanları dün gibi hatırlıyoruz.

Bırak, dedim kendi kendime. Bırak da bir anımız olsun bu çocuklarla.

Bir gün leylekler geçiyordu sınıfımızın penceresinin önünden, öğretmenimiz dersi bırakıp onları izlememize izin verdi, desinler.

Dersin telafisi olur ama leylekler bir daha ne zaman gelir de bize böyle bir kıyak yapar bilinmez.

(izzet ırmak – 15.03.2017 meram)

 

 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.