İNGİLİZ OYUNLARI

Share

 

 (Ramazan Günlüğü 27)

***

Mübarek Ramazan’ın sonuna geldik. İnşallah istifade etmişizdir. Üzülerek belirtmeliyim ki çevremde, kısmen de olsa, ayrıştırıcı ve fitneye zemin hazırlayan paylaşımlar yapılmaktadır.

Değerli dostlar, okuyacağınız bu kısa hikâyeyi ben kurguladım ama olaylar gerçektir. Hatta o kadar gerçektir ki okurken, “Aaa, gerçekten öyle!” diyeceğinize eminim. Lütfen dikkatle okuyun ki şer odakları, fitne tohumlarını nasıl ekiyorlar anlaşılsın. Bilen biliyor zaten. Ben de âcizane sembolik bir hikâye ile akılda kalacak hale getirmeye çalıştım. Lütfen okuyun ve bu önemli konuya destek/eleştiri/ekleme için yorumlarınızı esirgemeyin.

Hindistan’ın bir bölgesinde,

Müslümanlarla Hinduların asırlardan beri beraber yaşadıkları,

İyi günde kötü günde yardımlaştıkları,

Bayramlarda seyranlarda mutluluklarını paylaştıkları,

Ara sıra bazı Hinduların, Müslümanların güzel davranışlarından etkilenerek, İslam’ı seçtikleri…

Böyle bir yer düşünün…

Hindistan’ın bu güzel bölgesine, günlerden bir gün, bir adam gelir; kimine göre tüccar, kimine göre gezgin ve kimine göre derviş.

Aradan belli bir süre geçer,  cömertliği ile Müslümanların saygısını kazanır. Dini bilgisi, görgüsü, hatta herkesten daha çok ibadete düşkünlüğü ile kendisine danışılan, görüşlerine değer verilen bir konuma gelir.

Bir kurban bayramı arifesinde, ikindi namazından önce, namaz için toplanan Müslümanlara kurban kesmenin faziletlerini anlatırken; birden bire öküz veya inek kesmenin çok büyük sevap olduğunu vurgulamaya başlar… Delil olarak da çok sayıda hadis ve menkıbe sıralar.

Bazıları homurdansa da pek ses çıkaran olmaz. Neticede gerek öküz gerekse inek, kurban edilebilecek hayvanlardır. Hem ne kadar büyük kurban, o kadar büyük sevap…

Bu bölgede hem Hindular hem de Müslümanlar birbirlerinin inanışlarına saygı gösterip birbirlerinin hassasiyetlerine dikkat ettiklerinden; kurban olarak daha çok koyun, koç ve deve tercih edilirmiş. Böylece hem dini görevlerini yerine getirmiş hem de beraber yaşadıkları insanları da incitmemiş olurlardı.

Ama bu yüce(!) kişinin anlattıkları da doğru ve önemli konular. Ne yapsak acaba, diye düşünürken bir kısmının kafasına yatmış bu iş. Ne de olsa işin ucunda daha çok sevap kazanmak var…

Bayram günü Müslüman komşularını kutlamaya gelen bazı Hindular büyük şok yaşamışlar. Sayıları az da olsa bazı Müslümanların öküz veya inek kesmiş olmalarını hazmedemezler. Hemen tepki de vermezler, zira işin aslını anlamaya çalışırlar. Kendi mahallelerine döndüklerinde, yıllar önce buraya gelmiş ve Hinduizm kurallarına göre yaşamaya başlamış ve tüm Hinduların saygı gösterdiği bir kişi, etrafına topladığı insanlara hararetli hararetli bir şeyler anlatmaktadır.

“Müslümanlar artık çok ileri gidiyorlar, bizim kutsallarımıza saygıları yok. Madem öyle biz de onların camilerini kirletelim de görsünler günlerini…”

Birkaç kişi: “Aman yapmayın, etmeyin… Müslümanlar yüzyıllardır komşularımız, kimileri akrabamız, gidip de bir konuşalım öncelikle. Onlar bilerek bize yanlış yapmaz. Birçoğunuzun akrabası, sırf onların güzel davranışlarından etkilenip Müslüman olmadı mı?” deseler de galeyana gelmiş çoğunluğa ve onları yönlendiren yüce kişi(!) bilgeye laf geçiremezler.

Galeyana gelmiş Hindular büyük bir öfke ile bilge kişinin önerisi doğrultusunda Müslüman mahallesindeki bir camiye kestikleri domuz leşini atarlar.

Bir ay sonra büyük çatışmalar başlamış ve Müslümanlarla Hindular birbirilerini kırmaya, huzurlarını ve hayatlarını kaybetmeye başlamışlardır.

Bütün bunlar olurken Müslüman mahallesinin muhterem hocası ile Hindu mahallesinin bilge kişisinin aniden ortadan kaybolmaları pek kimsenin dikkatini çekmez. Hatta bazıları onların göğe çekildiklerine bile inanır. Sadece çok azı bu kişilerin asli kimlerine dönmek üzere İngiltere’ye uçan ajanlar olduklarını anlar ama kimseye anlatamazlar.

Zaten olan olmuştur. Kiminde evlat acısı, kiminde kuyruk acısı… Bu tür olaylara halk arasında “İngiliz Oyunları” derler.

“Bir suda iki balık kavga ediyorsa oradan beş dakika önce uzun bacaklı bir İngiliz geçmiştir!” der bir    Kızılderili Atasözü.

Bu güzel vatanda hep birlikte var olur veya birlikte yok oluruz. Bu korona illeti de gösterdi ki hiçbirimizin faklılıkları, inancı, mezhebi bir başkasına üstünlük taslama hakkı vermez. Ne var ki herkes kendi milli veya manevi değerini de açıkça ifade etme hakkına sahiptir. Hatta onunla guru da duyabilir. Kimliğimizi ve kültürümüzü korumak, hayatımızı korumak kadar önemlidir. Önemli olan bunları fitneye zemin hazırlayacak şekilde kullanmamaktır.

Tarihimizden ders alalım. Ayrışmak bize ancak felaket getirir. Bu zor zamanda da gördük ki Türkiye’nin gücü, sadece maddi değil; aynı zamanda, her birinin yüreği Kaf Dağı kadar büyük olan insanlarıdır. Dar günde bütün sıkıntıları, birlik olarak, aşma kabiliyetidir. Dünyanın dev güçlerinin inim inim inlediği bir ortamda dimdik ayakta olmamızın başka bir açıklaması var mı?

Oyuna gelmeyelim. Bakın rabbimiz ne diyor ezeli ve ebedi kelamda:

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır (Rum 22-Diyanet)”

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.