Helal Kazanç (öykü)

Share

 

 

Sabah sabah, küçük oğlumla beraber, eve yakın bir yerde yol kenarında oturuyoruz.

Bugün hafta sonu, evde canı sıkılınca çocuğun, dışarı çıkmak istedi, çıktık.

Bizimki, traktörleri ve traktöre benzeyen iş makinelerini çok sever. Haliyle bu dediklerimin bolca geçtiği bir yerde oturmuş, manzara(!) izliyoruz.

Trafiğin hızlıca aktığı, araçların telaşla geçtiği yoldan dört tekerlekli, itme gücüyle hareket eden, üzerinde bol çeşit meyve bulunan bir tabliye yanaşıverdi bulunduğumuz yere.

O aracı iten 65 – 70 yaşlarındaki adam, gölgelik diye oturduğumuz duvarın hemen yan tarafında bulunan dükkâna girdi, iki üç dakika sonra çıktı. Bu arada gözü bizim ufaklığa ilişti.

Yaklaşınca fark ettim, yorgunluktan nefes nefese kalmış. Yakıcı güneşin altında, hafta içi hafta sonu demeden çalışan bu adama hem imrendim hem de acıdım doğrusu.

Dükkânda işini bitirip çıktıktan sonra meyvelerinin başına geçti.

Bu arada biz de yolu bırakmış, onu izliyoruz farkında olmadan.

Ben adamın hareketlerini ve bu yaşta dahi ağır bir iş yapmasını; bizim küçük efendi ise rengârenk meyveleri…

Tam geçip gidecek derken…

Bilhassa kendisini dikkatle gözlemleyen küçüğe baka baka, eline aldığı birkaç kayısıyı, köşeden çıkardığı su ile yıkadıktan sonra, getirip ikram etti.

Biraz utandım. Sonrasında kısa bir diyalog başladı:

“Neden zahmet ettiniz amca, kilosu ne kadar?”

“Hesabı mı olur oğlum, çocuk bakıyor canı çekmiş, verdim birkaç tane.”

Dayanamadım, ayağa kalktım.

“Kilosu ne kadar, biraz alayım, diyorum.”

Aldım biraz. Parasını verdim.

Hemen muhabbete başladık, memleket falan…

Öğretmen olduğumu öğrenince:

“Benim de oğlum öğretmen, Amerika’dan yeni geldi.”

“Ne öğretmeni, Amerika’da mı çalışıyor?”

“Yok, orada hocaların hocası olmaya gitti. Doçent falan yani.”

Biraz şaşırdım.

“Sen hala çalışıyorsun amca”

“Ne yapayım oğlum, çalışmayalım mı?!

“Yok, elbette çalışmak güzel şey.”

“Allah helalinden rızık kazanmayı nasip etsin, yeter. Helal yiyenle haram yiyen arasında bir fark görünmez sanırsın ama bir açılsa hesaplar, gör bak neler çıkacak ortaya.”

Lafı bitince bana baktı. Bir şey demedim. Tasdik edercesine sustuğumu görünce tezgahına yöneldi.

Bütün gücüyle, araca yüklendi.

“Haydi, bana müsaade!”

Motorsuz aracını ite ite, telaşla akan motorlu araçların arasından sakin sakin yoluna devam etti.

Bizim insanımız güzeldir vesselâm.

 

22.07.2017/meram

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.