HACELİ DEDE

Share

Bütün namazlarımı camide kılarım İzzet Efendi, derdi. Camiye ilk ben gider, en son ben çıkarım diye de eklerdi. Bütün vaktini namazlara göre ayarlamıştı hakikaten. Her fırsatta saatini kontrol eder, namaza yarım saat kala abdestini alır, traktörüne biner, camiye giderdi.

Ona göre “namaz, adamı yolda komaz”dı…

Güler yüzlü, hoş sohbet, tatlı dilli bir adamdı Haceli dede. Yanlış bilmiyorsam 1926 doğumluydu koca çınar. Kendisi ile tanışmamız yirmi yıla yakın bir süreye dayanır. Çok ekmeğini yedik, çayını içtik, ikramlarına muhatap olduk.

Gözlemlediğim kadarıyla namazdan sonra en sevdiği şey ikramda bulunmaktı. Birisi evine geldi mi gidene kadar durmadan bir şeyler yedirmek ister; bazen kendisi, gücü/takati yetmediği zamanlarda ise misafiri yönlendirerek yapardı bunu.

Eski, toprak evinin bulunduğu bahçede çeşit çeşit meyve ağaçları, tıpkı onun gönlü gibi bol ve verimli olurdu her zaman. Damın ve duvarların her tarafını saran üzüm asmaları, bahçenin girişini bekleyen limonlar, ardından portakal ve mandalinalar, greyfurt, turunç, cennet hurmaları…

Ömrü boyunca hep çalışmış, çabalamış, helal rızık ile geçirmiş bütün hayatını. Zekâtını hiç aksatmadan vermiş, her fırsatta sadakalar dağıtmış, elinden geldiği kadar garibe yetime el uzatmış, komşu hakkını gözetmiş, kimseye darılmamış ve kimseyi darıltmamış bir güzel insandı Haceli dede.

Onunla konuşurken; bir yandan karşınızda küçük bir çocuk varmış gibi düşündürecek kadar saf, masum; öte yandan sözleri ve çıkardığı hükümlerle bir bilgeyi dinliyor hissine kapılırdınız. En azıdan ben öyle hissederdim. Konuyu tüm detaylarıyla anlatmaya çalışır, anılarını bir çırpıda diziverirdi orta yerine meselenin. Tez canlı ve biraz da aceleciydi Haceli dede.

Eşimin dedesi (annesinin babası) Haceli Çay’ı geçenlerde hastanede ziyaret ettik. Her zamanki gibi ailecek tabii. Biz gittiğimizde ayrı bir mutlu olduğunu düşünüyordum nedense. Bizi her gördüğünde uzun uzun konuşur, biz de keyifle dinlerdik. Bazen de sorular sorarak onu yönlendirirdim. Bu vesileyle eski zaman meseleleri hakkında çok bilgi aldım ondan.

Bizimkiler hastane odasından içeri girince pek sevinmiş. Ben biraz sonra girdim içeri. Kapıdan girmemle birkaç kişinin aynı anda, al sana İzzet efendi, diye işaret etmesi bir oldu. Meğerse çocukları görünce, beni sormuş. Mutlu oldum. Vefalıydı da aynı zamanda Haceli dede.

Ne var ki bu sefer öyle uzun uzadıya konuşacak hali yoktu. Gözleri ile anlattı anlatacaklarını.

Uyuyamamaktan şikâyet ediyordu. Bir türlü yerinde duramıyordu. Sağa dönüyordu, sola dönüyordu, bazen uzanıp bazen de oturuyordu. Hatta birkaç defa onu kucaklayıp oturmasına yardımcı oldum. Ağrısı sızısı dinince yine konuşmaya çalışıyordu.

Bir ara bir hac anısını anlatmaya çalıştı, içerideki konuşmalarla sözü kesilince sustu. Zaten zor konuşuyordu. Eşim anladı onun üzüldüğünü, ee dede hac demiştin, diye motive etmeye çalıştı ama nafile… Yumuşak huylu ama biraz da hassastı Haceli dede.

Her fırsatta kendisini ziyaret etmeye çalışırdık. Özellikle Karataş’ta görev yaptığım üç yıllık sürede kendisi ile daha çok görüşüyorduk.  Karataş ile Zeytinbeli arası kırk dakika. Karataş’ın balığı çok güzel olur, derdi. Biz de bazen evde yemek yapar onunla beraber yer ve günümüzü onunla geçirirdik. Bazen de Karataş balığı alır, onun bahçesinde odun ateşinde pişirir yerdik. Yedirmeyi sevdiği kadar yemeyi severdi Haceli dede.

Doğuda görev yaparken bir ara birkaç günlüğüne ona misafir olmuştuk. Denize girmek için her gün Zeytinbeli plajına gidiyorduk. Bir seferinde o da bizimle gelmişti. Bugün yemek yapmayın, size ben ısmarlayacağım, demişti.  Plajdaki kasaptan et almış, güveç yaptırmış ve denizden sonra orada yemiştik. Tadı hala damağımda… Ağzının tadını da bilirdi Haceli dede.

Onun kimi söz ve tavırlarını ailecek kendi aramızda gülmece konusu yapar eğlenirdik. Özellikle Zeytinbeli’nden Karataş’a gideceğimiz zamanlarda söyledikleri tam olarak pelesenk olmuştu dillerimize: “ Yavaş yavaş gideceksin İzzet Efendi. Elliyi geçmeyeceksin. Bir de yol ayrımlarında hep sola döneceksin.” Hayatı ve sevdiklerini önemsiyordu Haceli Dede.

Köyün kuzey yönünde bir limon bahçesi vardı. Belli zamanlarda bizimle beraber arabaya biner, gelir ve limon toplatırdı.

Hasılı, çokça ikramını gördük. İkramı pek severdi Haceli dede.

Hayat bu, geçiyor işte. Dün vefat haberini aldık Haceli dede’nin. Haberi alır almaz ailecek hazırlanıp yola çıktık. Bir saat sonra oradaydık ama köye vardığımızda defin işlemi yeni bitmişti. Dedim ya Tez canlı ve biraz da aceleciydi Haceli dede.

Allah rahmet eylesin. Namazı ve iyilikleri ona yoldaş olsun. Dar- ı bekada peygambere komşu olsun inşallah.

İzzet Irmak

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.