KONYA’DA ŞİVLİLİK ZAMANI

Share

Haftaya Perşembe okula gelmiyoruz hocam”

“Nedenmiş o?” derken cevap bile beklemeden derse devam ediyorum. Belli ki dersi kaynatmaya çalışıyor haylazlar!

“Ben de gelmem valla!”

“Ben hiç gelmem.”

“Bir yıldır bekliyoruz, ne okuluymuş!”

Bırakın muhabbeti de şu hikâyenin devamını yazın, diye tersleniyorum biraz da sesimi yükselterek. “Hem okula da geleceksiniz. Öyle kafasına göre gelmemek mi olurmuş?” diye eklemeyi de unutmuyorum.

“Ama şivlilik hocam”

“Şivlilik Hocam, şivlilik…”

Zar zor konuyu kapatıp derse geçiyoruz.

Yaklaşık iki hafta önce başladı muhabbet. Her tarafta olağanüstü bir heyecan, alttan alta hazırlıklar, çocuklarda içten içe sevinme ve sabırsızlıklar…

Bir değişiklik var ama bunun ne anlama geldiğini kestirmek mümkün değil. Her tarafta çiçekler açmış, kuşlar cıvıl cıvıl, ilahi bir senfoniye eşlik eden renk cümbüşü…

Herhalde ilkbaharın gelişi ile ilgilidir, diye düşünüyorum. Ne de olsa Anadolu’nun ve doğu dünyasının her yerinde bahar bayramı zamanı…

Aradan birkaç gün geçtikten sonra eve yakın büyük bir markete elimdeki liste giriyorum. Alacak öteberilerin fiyatlarını incelerken ilk etapta göze çarpmayan farklı bir hareketlilik var. Girişteki reyonlardan biri boşaltılıyor, yerine türlü türlü şekerler çikolatalar, gofretler, oyuncaklar yerleştiriliyor. Market süsleniyor, yazılar asılıyor.

Dayanamayıp soruyorum kasiyere:

“Şivlilik abi” diyor.

Bu sefer tam bir merak…

Sonraki günü zor bekliyorum. İlk derse girer girmez, daha yoklamayı almadan “Çocuklar, nedir şivlilik?” diye soruveriyorum. Çocuklarda müthiş bir heyecan. Yeter ki muhabbet olsun. Hep bir ağızdan bağırmaya başlıyorlar.

“Hocam Şivlilik…”

“Üç aylar, üç aylar…”

“Akşam fener alayı hocam, bir de lastik yakıyoruz…”

“Gündüz de öğleye kadar şeker topluyoruz evlerden.”

Şivlilik, şeker toplama, lastik yakma, fener alayı, üç aylar, ilk namaz…

Kafam iyice karışıyor. Dersin yarısı bu curcunaya gittiği halde hiçbir şey anlayamadan konuyu kapatıp derse geçiyorum.

İş başa düştü. Tenefüste öğretmen arkadaşlara soruyorum. Cep telefonunu çıkarıp internette araştırmaya başlıyorum:

“Şivlilik, Konya’ya has bir gelenektir. Receb ayının ilk günüdür ve Konya’da ‘Şivlilik Günü’ olarak kutlanır. Konya halkı bu günü ‘İlk Namaz’ olarak da adlandırır. Şivlilik, Regaip Kandili’nin ilk gündüzüdür. İki aşamalı olarak kutlanılır. İlk aşama, bir önceki geceyle başlar. Üç aylar, o sene hangi mevsime denk gelmişse, Şivliliğin kutlanma şekli de ona göre şekillenir. Soğuk kış geceleri, bu kutlama için biraz elverişsizdir, ama yine de kutlama muhakkak yapılır.

Dünyanın değişik coğrafyalarında farklı kültürel kutlamalara sahne olan Üç Aylar’ın başlangıcı Konya’da sadece ibadetle mükellef yetişkinler için değil, çocuklar için de bir teslimiyettir. Üç Ayları iple çeken çocuklar için o gün, Ramazan Bayramı’na kadar sürecek mutluluk kervanının başlangıcıdır.

Şivlilik ile ilgili Konya tarihçilerinin yaptığı tarif şöyledir;

Regaip Kandili günü sabahı, sabah namazından sonra mahalledeki üç ile on beş yaş arasındaki kız erkek çocukları sokak başlarında toplanarak ilk kapıdan başlamak üzere kapıları birer birer çalarak açılmasını beklerler, kapı açılması biraz gecikti mi hep bir ağızdan ve tempo ile şu maniyi söylemeye başlarlar.”

‘Şivli şivli şişirmiş, erken kalkan pişirmiş, iki çörek bir börek, bize namazlık gerek.  Şivlilik…’

           “Çocukların sesini duyan ev sahibi bayan, elindeki tabak dolusu üzüm veya ne verecekse onunla gelerek kapıyı açar ve sıra ile çocukların avucuna veya ekseriye boyunlarına takmış oldukları keselere birer avuç vermek suretiyle onları sevindirirmiş. Çocuklar bu kapıdan kısmetlerini aldılar mı diğer kapıya topluca koşmaya başlar, öğleye kadar bütün mahalle dolaşılmış olur.”

(Kaynak: http://www.hakimiyet.com/konya/sivlilik-ne-zaman-h899721.html#ixzz457U0OaDg)

Dün akşam Konya Kültür Parkta Büyükşehir Belediyesinin hazırladığı “Şivlilik” programına katıldık. Muhteşem bir katılım vardı. Gece yarısına kadar süren etkinlik ve eğlencelerden sonra arabayla ara sokaklardan dönerken her tarafta çocuk koşuşturmaları, yanan lastikler, gökyüzünü süsleyen fenerler…

Geç saat uyuyup sabah erken okula gitmek için uyanıp kahvaltı bile yapmadan aceleyle hazırlanıp uykulu gözlerle kapıyı açtığımda şok oldum:

“Şivliliiiiik!!”

Bir geri adım attım ama hemen hatırladım. Bugün çocukların bayramıydı. Vestiyere koyduğum çikolatalardan çocuklara ikram ettikten sonra okulun yolunu tuttum.

Tabii öğrenci bulabilirsem…

İzzet Irmak

 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 281 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.