DİLİMİZE BULAŞAN VİRÜS!

Foto alıntıdır. Ticari bir site değiliz ama sahibi isterse kaldırabiliriz.
Share

 

(Ramazan Günlüğü 16)

***

Daha koronalı günler ortada yok.

Dersteyiz…

Sorular, cevaplar derken karşılıklı konuşmalarla devam ediyoruz.

“Hocam benim kuzenim dün bize gelmişti…” diyor öğrencim, bir soruya cevap verirken.

Bu konulara dayanamam hemen tepki veririm. Yine öyle yaptım.

“Kuzenin kim kızım?”

“Kuzenim işte öğretmenim!”

“Tamam, da kuzen derken kimi kastediyorsun? Kız mı erkek mi, mesela?”

“Haa hocam, kız tabii”

“Anladım. Peki, amcanın kızı mı, halanın kızı mı, dayının kızı mı yoksa teyzenin kızı mı?”

Çocuk biraz afallıyor. Konumuzla ne alakası var der gibi bakıyor, tüm sınıf gibi. Hâlbuki sadece laf arasında kullanmıştı bu kelimeyi, nereden takılıp kaldık buraya, diye düşünüyor olmalıydı.

“Yanlış anlama kızım, sadece kullandığın kelimeyi anlamaya çalışıyorum. Sen dilimizde karşılığı olduğu halde, dilimize ait olmayan bir kelime kullanınca kafam karıştı. Onun için soruyorum.”

Çocuk biraz rahatladı. Dikkatleri ondan alıp kendi üzerime yoğunlaştırmaya çalışıyordum.

“Hocam, kuzen kelimesi Türkçe değil mi?” dedi bir başkası hayretle karışık bir ses tonuyla.

“Değil tabii ki. İngilizce bir kelime kuzen. Onun yerine kullanabileceğimiz sekiz adet kelimemiz var, hem de birleşik kelimeler…”

Sonra, biraz da ortamı yumuşatmak için, hızlıca ve sağa sola eğilerek saymaya başladım.

“Amca oğlu, amca kızı, hala oğlu hala kızı, dayı oğlu dayı kızı, teyze oğlu, teyze kızı…”

Bir gülüşme sardı ortalığı. Derken eller kalkmaya başladı:

“Ama hocam biz bu kelimeyi (kuzeni kastediyor)  kullanarak anlaşabiliyoruz. Ne var ki kullansak.” Diyor biri.

“İngilizceye karşı mısınız?” diye bambaşka bir boyuta taşıyor konuyu bir başkası.

Baktım ki mevzu mühim. Küçük bir açıklama yapma gereği hissetim:

“Bakın çocuklar, öncelikle ben herhangi bir dile karşı değilim. Her insan ve her dil eşit yaşama hakkına sahiptir. Bir dilin yaşaması için ise o dile ait kelimelerin kullanılması gerekir. Dilde karşılığı olmayan bir kavram için elbette başka dile ait kavramlar kullanabiliriz. Ama dilimizde karşılığı varsa onu kullanmak milli ve vatani görevimizdir. Her dil gibi Türkçemiz de çeşitli dillerden kelimeler almış ve çeşitli dillere kelimeler vermiştir. Bir insan ürünü olan dil, insan gibi gelişir değişir, etkilenir. Önemli olan, dilimizin, gelişimi ve varlığını sürdürebilmesi için onu doğru ve etkili bir biçimde kullanmamızdır. Mesela dilimizde karşılığı olan kelimelerin yerine yabancı olanlarını kullanmamaktır. Dil bir milletin ve medeniyetin en hayati varlığıdır. Dil giderse elde bir şey kalmaz. Üstelik bizim gibi binlerce yıllık geçmişi olan ve bin yıldan fazla dünyanın süper gücü olan bir medeniyet için dil çok önemlidir.”

Özet ifadelerle dilin önemini anlatırken çok ilgiyle dinlediklerini fark edip örneklerle sürdürdüm konuyu ve iki saatlik dersimiz böylece soru cevap, örnek kelimeler falan derken geçti gitti. Bu arada onlara bu konu ile ilgili araştırma ödevi de vererek dikkatlerini bu yöne çekmeye çalıştım.

Konuşmalar sırasında bir öğrencim, biraz da beni onaylamak için, “Hocam, o zaman biz kuzen kelimesini kullandığımızda dilimize zarar mı veriyoruz?” diye sordu.

“Evet, hem de çok büyük bir zarar. Sekiz adet birleşik kelimemizin yok olup gitmesine sebep oluyoruz. Üstelik kullandığımız “kuzen” kelimesi dilimizde bir anlam karmaşasına da sebebiyet veriyor.”

Tam konu bitti, öğrencilerimi önemli bir mevzuda uyardım, rahatlığı ile yerime otururken bir el kalktı havaya. İşte o el, bu yazının ve bu konuda yazacağım yazı dizisinin sebebi oldu.

“Hocam, amca oğlu, amca kızı gibi kelimeleri kullanırsak bize gülerler.” dedi.

Başımdan kaynar sular döküldü adeta. Çok şaşırdım. Üstelik birkaç kişi de onayladı onu, izin almadan, rastgele atılarak.

Herkes kuzen diyormuş da, eski kelimeleri kullanınca küçümseyerek bakıyorlarmış da… hayretler içinde kaldım. Anladım ki durum gerçekten çok ciddi. Daha önce bu konuda yaptığım çalışmalar, yazdığım yazılar vardı. Onlardan örnekler verdim ama içim rahat etmedi. Bu konuya el atmak şart, diye düşündüm.

Konuyla ilgili hassasiyetten mi nedir, teneffüse çıkarken kalabalık koridorda bir öğrencinin arkadaşına seslenişi de kulaklarımda çınlayarak bu yazıya konu oldu:

“Naaaber kuzen!”

***

Bu koronalı günlerde yine bolca yabancı kelime istilasına uğrayınca Türkçemiz, konuya dikkat çekmek istedim değerli dostlarım.

Korona sadece insana bulaşmıyor, dile de bulaşıyor. Şu kelimelere bakar mısınız: pandemi, enfekte olmak, korona pozitif, kontamine, endemi, entübe, izolasyon, kit, hijyen…

Bu kelimeler için önerisi olanlar yoruma yazarsa sevinirim. Dilimize hizmet etmiş olalım değil mi? Benden bir öneri: “Pandemi” yerine “Küresel Salgın” nasıl?

Bu kelimeler tıpta kullanılsın tamam da… Medyamız o kadar çok kullanıyor ki hepimizin zihinlerine yerleşti kaldı. Neden acaba, bu kelimelerin yerine dilimizde karşılığı olan ve halkın benimseyebileceği kelimeler üretmez ve kullanmayız?

Çok önemli ve temel bir konu. Bu ilk yazı olsun. Fırsat buldukça daha başka kelimeler ve örneklerle konuyu gündeme getirmeye devam edeceğim inşallah. Sizler de bu konuda desteklerinizi ve önerilerinizi bana ulaştırırsanız mutlu olurum.

Dil elden gidiyor beyler. Şakası yok bu işin. Özellikle sorumluluk makamındaki kurumların ve medyanın öncülüğünde adımlar atılmalı ve kamuoyu bilinçlendirilmelidir.

Türk Dil Kurumu acaba kamu spotları ile biraz daha mı fazla yer alsa hayatımızda. Tabii toplum gerçeklerinden kopmadan…

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

2 yorum

  1. İzzer hocam, güzel bir konuyu dile getirmişsiniz. Yetmişli yıllarda karşı çıkanların uydurukça, taraftarı olanların da öztürkçe dedikleri bir akım vardı ve dilimizi bayağı yozlaştırdı. Ozaman acayip gele “olanak, olasılık, saptamak” gibi kelimeler bugün pekala kullanılmaktadır. Emeğinize sağlık hocam. Selam ve başarı dileklerimle…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.