AYAĞINDA KUNDURA

Share

 

(Ramazan Günlüğü 28)

***

“Kundurama kum doldu
Atmaya kürek gerek”

– Bu dizelerde hangi söz sanatı vardır?

– Kundura ne demek hocam?

Şaka yapıyorlar sandım. Soruyu duymazdan geldim.

– Evet çocuklar, bu dizelerde hangi söz sanatı vardır?

Bu sefer, başka birinden geldi ses:

-Hocam kundura ne demek?

Ah şimdi sınıfta olsak, şakkadanak anlardım şaka olup olmadığını ama kameralar kapalı, ses ve ortak ekran var sadece.

Uzaktan eğitimdeyiz anlayacağınız. Bu sefer işi ciddiye aldım. Bilen vardır canım, diye düşünerek sordum:

– Kunduranın ne demek olduğunu bilen var mı çocuklar?

Ses yok. Bazen kesinti oluyor. Acaba yine öyle mi oldu diye düşündüm. Yok!

Her biri başka yerden katıldığı için arka planda kuş sesi, inek sesi, bilgisayar başındaki kardeşine takılan çocuk sesi…

Kesinti yok.

Eyvah, dedim içimden. Dil elden gidiyor da bu kadar mı hızlı gidiyor?!

Ortaokul öğrencileri “kundura” ne demek bilmiyorlar. O sırada odaya giren eşim de sesleri duymuştu. O da şaşırdı tabii. “Ayağında Kundura” dedi.

Aklıma bir fikir geldi hemen. TRT arşivinden İbrahim Tatlıses’in Ayağında Kundura parçasını açtım. Biraz dinledik. O arada soruyorum:

– Bu parçayı duyan var mı?

Bir iki cılız sesten başka; kuş, inek ve çocuk sesleri…

– Peki, dikkatle dinleyin.

“Ayağında kundura
Yar gelir dura dura
Ölürem ben ölürem vay!”

Neden sonra biri:

– Ayakkabı gibi bir şey mi, diye sordu.

– Ayağında olduğuna göre ne olabilir?

Bu sefer hep bir ağızdan geldi cevap:

– Ayakkabı.

“Genç ömrümü çürüttüm
Göğsüme vura vura”

Kaç yazı yazdım bu konuda. Kaç şiir söyledim. Daha geçenlerde yazmadım mı, dil elden gidiyor, diye?

Birkaç gün önce, değerli tecrübeli eğitimci Duran İsaoğlu hocamın paylaşımından, Yavuz Bülent Bâkiler’in bir konuşma videosunu izlemiştim.

Linki ben de paylaştım. Yoruma da atacağım. Lütfen siz de izleyin. Dilimiz konusunda nasıl bir gaflet içinde olduğumuzu çok daha iyi anlarsınız.

Diyor ki Bakiler, “İngiltere’de dört yüz yıl önce yaşamış Shekspare’i okuyup anlamayan bir İngiliz çocuğu olmaz. Bize gelince elli yıl önceki bir eseri okuyup anlamakta zorlanıyor çocuğumuz.”

Yine diyor ki Bakiler, “Batıda, eski eserlerini okuyup anlamak bir asalet göstergesi sayılıyor.”
Bize gelince de gericilik, neredeyse.

Hatta diyor ki Bâkiler, “Okul kitaplarımızda altı yedi bin kelime var sadece. Kitaplardaki kelime dağarcığı kat kat arttırılmalı.”

Türk Dili konusunda çok önemli çalışmaları olan Celil Çınkır üstadın bir sohbet esnasında bana söylediğine göre Türkçe’nin tespit edilmiş bir milyondan fazla kelimesi var.

Bir milyon… Dile kolay. Gerek medyada, gerek okulda, gerekse sokakta kullanılan kelime sayısını en az elli binlere çıkarmalıyız. İnsanlara uzun yazıları da okuma alışkanlığı kazandırmalıyız. Bilhassa sosyal medyada bu alışkanlık kazanılmalı.

Genelde uzun yazılar yazıyorum. Pek ilgi görmediğini bile bile yazmaya devam ediyorum. Oysa bir slogan yazdığımda veya bir resim paylaştığımda çok daha fazla ilgi görüyor.

Az kelime, az konuşma, kısa yazı… İyi de o zaman da az düşünce, az anlayış, kısa ilişkiler ortaya çıkmaz mı?

İnsan dili kadar var. Millet de dili kadar büyüktür, diye düşünüyorum.

Bu konuda dişe dokunur bir girişim lazım. Herkesin ciddiye alması lazım. Bu virüs koronadan daha tehlikelidir.

Geçmişi ile bağı kopanın gelecekte işi olmaz.

Neyse ki çocukların son sözleri yüreğime su serpti:

– Hocam, bu şarkıdan sonra bir daha unutmayız artık.

Mutlu oldum. Bir kelimeyi kurtardıysak ne mutlu bize.

Sadece ayakkabı deyip geçmek olmaz. Bununla ilgili epeyce kelimemiz var. Onları kullanalım ve çocuklarımıza kullandıralım.

Çocukların suçu yok. Suç bizde. Onlara gereği gibi anlatamayan bizlerde…

***
İzzet Irmak
#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 332 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

2 yorum

  1. Baştan sona kadar haklısınız İzzet bey. Bu konuda BİR İZ EDEBİYAT olarak biz de gayretteyiz. Dili zenginleştirmek kelimelerimizi geri kazanmak adına. Bu amaçla 4 yıl önce BİR’İZ EDEBİYAT FACEBOOK GRUBU nda şahsımın başlattığı GÜN YÜZÜ isimli çalışmamızda unutulmuş, unutulmaya yüz tutmuş kelimeleri tekrar kullanıma kazandırmak amaçlanmaktadır. Ayrıca yaptığımız okul programlarımızda bu konu üzerinde özellikle durmaktayız. Selamlar…
    Adem YAZAR
    Bir’iz Edebiyat Kültür Sanat ve Eğitim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı

    • Değerli Adem Yazar, ilginiz ve değerlendirmeniz için teşekkür ederim. BİR İZ edebiyat olarak yaptıklarınızı takip ediyorum. Sizi ve bu işe gönül verenleri tebrik ediyorum. Bu konularda toplumsal bilinç oluşturulması elzemdir. Bu gayretler boşa gitmeyecektir diye düşünüyorum. Saygılarımla…

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.