DOĞUM GÜNÜN(M)E DAİR

Share

 

 

Aslında ben doğum günümün tam olarak hangi tarihe denk geldiğini bilmiyorum.

Anneme göre son baharın sonlarına doğru, harmanların izi silinip, kış hazırlıları tamamlandığı bir zamanda; babama göre ise ilkbaharın sonlarına doğru, buğdaylar yeşillenip otların biçilme zamanından önce doğmuşum.

Ya da tam tersi miydi, hatırlayamıyorum ama mezkûr iki rivayet var, orası kesin.

Gün işi böyle.

Ancak bununla bitmiyor belirsizlik. Bir de yıl hesabı var.

Evet, evet yıl farkı var bir de. Anneme göre seksen darbesinden sonra doğmuşum, babama göre darbeden önce…

Bir gerçek daha var; benden sonra doğan kız kardeşimin benden büyük yazılmış. Dedem öyle istemiş, torunum biraz daha büyüsün de öyle askere gitsin, demiş. İkimizin yerini değiştirmiş yani.

Bir de ülkemizde yaygın olan ve akılda kalması kolay olsun diye belirli tarihlerin verilmesi geleneğine göre de 05.05.1981 tarihini işletmiş defterime.

Şimdiye kadar hiç dikkat etmemiştim ama baya hisli imiş aslında dedem. Daha yeni doğmuş torununun askerliğini bile hesaplamış. Gerçekten de çok duygusal insandı benim dedem.

Üç yüz altmış beş günlük döngüde muhakkak bir güne denk geliyor doğum günüm. Tabi eğer o meşhur altı saatlik zamana denk gelmemişsem!

Annem mi haklı, babam mı, hiç düşünmedim.  Ancak bu satırları yazarken aklıma geldi:

Bir çocuğun doğum anını en iyi annesi bilir. O acıyı, o sevinci, o heyecanı en çok anne hisseder. Gün ve mevsim konusunda anneme güveniyorum.

Babam iyi hesap yapar. Her şeyi yazar, çizer, planlar. Önemli tarihleri not alır. Küçükken babamın kitap okuduğuna çokça şahit olduğum için o alışkanlığı kazandım diyebilirim. Babam muhakkak yılı bir yere not etmiştir. Onun için yıl konusunda da babama güveniyorum.

Doğum günlerinde doğandan daha çok doğuranı düşünmek ve ona teşekkür etmek gerekir kanaatindeyim.

Özellikle bir anne için, bilhassa benim annem için bu gerçekten çok zorlu bir süreç olmuştur. Sekiz doğum yapmış, her doğumdan en fazla iki gün sonra kalkıp günlük yaşama ve ağır sanayi nitelikli işlerine devam etmiş. Sabah ezanı ile başlayan performansı, yatsı ezanı ile bitermiş. İnekler, koyunlar, tavuklar, sürekli ilgi ve bakım isteyen bebek, babam, dedem, babaannem…

Benim doğumumdan dolayı asıl tebrik edilmeyi hak eden annemdir. Ellerinden öper, saygılar sunarım. Genel olarak onun tam da istediği gibi bir çocuk olamadım ya her şeye rağmen her bir çocuğu üzerinde nasıl titrediğini çok iyi bilirim. İnşallah hakkını helal eder.

Baba da önemli tabii, çocuk büyütmek kolay değil. Dede, nine derken aslında ailedeki herkes çok önemlidir.

Mesela Pakize halam bebekliğimde bana çok bakmış. Hayal meyal hatırlıyorum onun düğününü, gelin gittiğini. Daha sonraları onlara misafir olduğumuzda, dedemle birlikte, beni kucaklayıp ağladığını da hatırlarım. Bu vesileyle ona da saygılar sunar, ellerinden öperim.

Peki, bir önemi var mı ne zaman doğduğumun ve gününün, saatinin?

Aslına bakarsanız bir önemi yok. Hangi gün doğmuşsam doğmuşum. Önemli olan, doğmuş olmak. Yaratıcı tarafından doğmaya ve yaşamaya layık görülmek, düşünerek, aklederek onun kudret ve rahmet eserlerini temaşa etmeye değer bulunmuş olmak.

İnsan işte, merak ediyor. Özellikle küçük yaşlarda uzun kış gecelerinde bu konular aile içinde konuşulur, bazen gülünür bazen de gerginliklere sebep olurdu.

Bugünün doğum günüm, daha doğrusu kimlik belgesinde yazan doğum günüm olduğunu unutmuşum. Sosyal medyadan dostlar ve arkadaşlar ileti yağmuruna tutunca hatırlamış oldum.

Doğum günü kutlamak bizim kültürümüzde var mı, o konuda bir fikrim yok. Araştırayım dedim, farklı sonuçlarla karşılaştım.

Bunun bir batı bir de doğu sürümü var.

Batılılar doğum olayını çok kötü ve şeytan işi olarak görmüşler. Doğum yapan kadını da. İnsanların doğum günlerinde şeytani ruhları üzerlerine çektiklerine inanıyorlar, şu anda bile.

Batı kaynaklı bir efsaneye göre (Galiba Alman kaynakları) ilk doğum günü kutlaması, ülkede bir kutlama yapabilecek kadar statü sahibi tek kişi olan bir kral tarafından verilmiş. Ailesi ve arkadaşları onu şeytani ruhların kötü enerjisinden korumak için kralın doğduğu gün boyunca yanından ayrılmayıp sürekli olarak onun için dua edip güzel dileklerde bulununca ilk doğum günü kutlamasının temelleri atılmış.

Doğum gününde yuvarlak pasta ise Yunan kaynaklarına dayanıyor. Yunanlar ay tanrıçası olan Artemis için dolunay günlerinde, dolunayı temsil eden yuvarlak bir pasta yapıp dolunay gibi parlak olması için üzerini yanan mumlarla dolduruyorlar.

Konuyla ilgili bir iki makale okuyunca batılıların düşünce kökenlerindeki hastalıklı bakış açısını da öğrenmiş oldum böylece.

Bizde ise doğum son derece önemli, kutsal ve sevindirici bir olaydır. Çocuk, tüten baca, kaynayan aş demektir. Kadın evi yapan dişi kuş, hatta hane onunla bina olduğundan “hanım”dır. Doğum yapan kadın, bereket ve mutluluk habercisi ve değerine paha biçilemez olandır.

Ama bizim kültürümüzde doğum günü kutlamaları batıya benzemez. Bakış açımızın benzemediği gibi. Doğum günleri bizde bir şükür ve dua zamanı olmuştur genellikle. Çok da yaygın değildir. En çok da Peygamber Efendimizin (sav) mevlid-i şerifleri (doğum günleri) kutlanır. Pasta keserek değil tabi, dua ederek ve onu anlamaya, anmaya çalışarak… (Ama pasta ikram edenlere de itiraz etmem açıkçası. Niyet sadece pasta yemek olunca bir şey olur mu, bilene sormak lazım.)

Konu uzun, benim çenem düşük, konuştukça konuşasım; yazdıkça yazasım geliyor. Affınıza sığınarak bitiriyorum.

Her ne sebep ve sonuçla olursa olsun; beni hatırlayıp, bir şekilde iyi dileklerini ve dualarını ileten dost, akraba ve arkadaşlarıma teşekkür eder; bil mukabil duygularımı ifade ederim.

Muhabbetle kalın.

 

(05.05.2017 Meram)

 

 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.