Memura Siyaset Hakkı Verilmeli mi?

Share

 

Birçok insanın temkinli yaklaştığı bir konu. Siyaset haddizatında toplum nazarında çok farklı yorumlanan ve şüphe ile yaklaşılan özellikleriyle ön plana çıkıyor.

İlginçtir, insanlar bir yandan siyaset kurumuna güvenmediğini belirtirken öte yandan da her türlü sorununu çözmek için siyasete başvuruyor.

Son yıllarda siyaset ciddi anlamda güven kazandı diye düşünüyorum. Özellikle Menderes ile başlayan ve halkın istediği kişiyi seçebildiği sistem kesinti ve “küsüntülerle” de olsa halka cesaret verdi.

Hiç şüphesiz ki en büyük atılım rahmetli Erbakan ile başladı ve şu anki Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ile devam ediyor. Özellikle anılan son iki lider farklı. Evet, farklı çünkü onlar sadece oy kazanmaya çalışmadılar; aynı zamanda kural dışı, gizli açık müdahale ve hilelerle de mücadele ettiler.

En önemlisi de kendilerine millet tarafından emanete büyük bir ciddiyetle sahip çıktılar. Milletin yetkisini küresel güçlerin emrine sunmadılar. 15 Temmuz ihanet gecesinde, Cumhurbaşkanımız milletin hakkını çiğnetmemek için, dik durmasaydı, Allah korusun, şu anda iç savaş şartlarında olabilirdik.

İnsanlar neden siyaset kurumuna mesafelidir, diye bir soru sorduğumda zihnimde hemencecik birkaç husus beliriyor:

Bunlardan birincisi, siyaset kurumun çok riskler barındırması. Masraf ve giderlerinin fazla, hedefe varma şansının çok az olması. Bizim toplumumuz rahatı, garantiyi sever.

Esnaf bir tanıdığım zamanında bana, asgari ücretli bir devlet işi bulsam, hemen atlarım. Dükkânın garantisi yok, demişti. Hâlbuki bazen günlük kazancı asgari ücretin aylığını geçiyordu o zamanlar, şimdi her günü en az o kadar. Ama mesele garanti…

İkincisi, olumsuz deneyimlerin bolluğu. Siyaset yüzünden çok ocaklar söndüğünü düşünüyor insanlar. Sağ sol kavgaları özellikle milletin yüreğinde kanayan bir yara olarak duruyor.

Üçüncüsü siyasetin kutuplaştırıcı ve yıkıcı gücü. Aileler, kardeşler bile siyasi kaygılarla ayrışabiliyor. Halbuki aslında siyaset birleştiricidir. Kolay kolay bir araya getiremeyeceğiniz milyonları bir siyasi söylemle aynı amaç etrafında toplayabilirsiniz. Eğer iyi niyetli iseniz bunu ülke ve millet menfaatine de devşirebilirsiniz.

Daha çok sebep sayabiliriz. Ancak mesele açıktır. Bazı sebeplerle “siyaset” denince insanların akıllarında soru işaretleri beliriyor. Bu ve benzeri kaygılarla insanlar bazı noktalara “siyaset” bulaşmasını istemiyor.

İşte tam da bu sebeplerle, özellikle devlet hizmetini vatandaşa sunmakla görevli memurların siyasete bulaşmaları istenmez. Sokaktaki vatandaşa sorsanız, çoğu memurların siyaset yapmasına karşı çıkar. Bu karşı çıkış, elbette birtakım çevrelerin pompalaması sonucu meydana gelen bir algıdır.

Siyaset;

Toplumun geleceğini, ekmeğinin miktarını, zenginliği, fakirliğini, huzur ve güvenini belirleyen esas kurum.  

Birlikte yaşayan, yaklaşık aynı duyguları paylaşan, aynı gemide yaşayan milletin dümenine kimin geçeceğinin belirlendiği kurum.

Sunulan hizmetlerin adil ve kaliteli olmasında etkili ve yetkili olan başat kurum.

Milleti kim yönlendirecek, devleti kim yönetecek, eşitlik ve adaleti kim sağlayacak, güvenliği ve birlikte yaşama kurallarını kim koyacak, gelecek nesiller nasıl yetiştirilecek, bütün bunların belirlendiği ve yürütüldüğü kurum.

Yani kısacası bir ülkede yaşayan herkesin hayatının merkezinde olan bir müessese olan siyaset faklı açılardan değerlendirilebilir ama sonuç itibariyle kimsenin bigâne kalamayacağı bir durum.

Dolayısıyla memurundan işçisine, esnafından sanayicisine, çobanından çiftçisine herkesi ilgilendirir. Nitekim vatandaşlık görevlerimizin en önemlilerinden biri de seçim zamanlarında oy kullanmaktır. Kaldı ki oy kullanmak en büyük siyasi eylemdir.

Herkes ister ki milletin hayat şartlarının belirlendiği siyaset kurumu en bilgili, en gayretli, en dürüst ve en vatanperver insanların elinde olsun.

Kalitenin yükselmesi şüphesiz seçeneklerin çok olmasına ve ortaya konan fikirlerin çeşitli ve bol olması bağlıdır. Bu durumda ülkede yaşayan her bireyin, ülke yönetimi konusunda fikir beyan edebileceği bir ortamın oluşturulması doğrudan demokrasi için nihai hedef olmalıdır.

Gelelim memura siyaset hakkı verilmeli mi, sorusuna;

İçinde öğretmen ve akademisyenlerin de olduğu milyonlarca devlet memuruna siyaset hakkı verilmelidir kanaatimce. Böylece daha kaliteli ve çok sesli bir demokrasi için büyük fırsat elde edilmiş olur. Toplumun okumuş, devlet hizmetini yürütmekle görevli ve kalifiye bir kesiminin siyasetten soyutlanması bize çok şey kaybettirir ve ettiriyor da.

Vatanını ve milletini seven, ülkesi için projeleri olan, düşüncesi ve farklı fikirleri olan herkes mutlaka kaale alınmalı ve getirilerinden faydalanılmalıdır.

Soruyu duyar gibiyim:

Ya memurlar siyasi kaygılarla devlet hizmetini eşit ve adil sunmazlarsa?

Aslında en temel soru bu.

Cevabı ise çok basit:

Değerli dostlar, devlet dediğiniz kuralları ve kanunlar olan bir organizasyondur. Kurallar ve kanunlar açık, net ve şeffaf olduktan sonra neden sıkıntı olsun ki?

Aynı camiye gidip aynı Allah’a secde eden herkes aynı siyasi görüşe mi sahip? Değil elbette. Arkasında namaza durdukları imam hangi siyesi görüşe yakın veya en son hangi partiye oy verdi, diye düşünen kaç kişi var?

Devletin en tepesindeki Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar başta olma üzere birçok yetkili zaten siyasi bir görüşü temsil etmiyor mu? Bu insanlar yol yaparken sadece kendi partilileri için mi yapıyorlar? Okul, hastane, eğitim hakkı siyasi partiye göre mi belirleniyor? Hayır.

Demek ki siyasi bir görüşe sahip olmak illa ayrımcılık yapmak anlamına gelmez. Bilakis halkın gönlünü kazanmak ve oy kazanmak için daha çok hizmet eder. Nitekim milletimiz de 16 Nisanda bu konuyla ilgili anayasa değişikliğini onaylayarak bu konudaki düşüncesini ortaya koydu.

Söyler misiniz Allah aşkına devlet memurlarından hangisinin bir siyasi görüşü yok?

Sendikalar ne peki, sadece mesleki örgüt mü sanıyorsunuz?

Detaylara girmeye gerek yok. Elbette ki yasal zeminde her özgür vatandaş devleti ve milleti için faydalı bir şeyler yapmak ister ve yapmasına da fırsat verilmelidir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın kurucusu olduğu ve kendi ifadesi ile aşkı, sevdası olan partisine milletin onayı ile yeniden geçmesinden sonra artık devlet memurlarına da siyaset hakkı verilmelidir.

Birçok önemli konu gibi bu konu üzerinde de hassasiyetle duran Memur Sen yönetimine teşekkür eder, görüşlerinin doğrul olduğunu ifade etmek isterim.

Bütün amacım ve amacımız; vatanımız, milletimiz, devletimiz ve bize bel bağlayan mazlum milletler bilhassa Ümmet-i Muhammed için umut olabilmektir.

Selametle kalın…

 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 244 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

2 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.