KURBAN

Share

 

(29.10.2012 TARİHİNDE KURBAN BAYRAMINA İSTİNADEN)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

İbrahimi bir duruş olan kurbanın bereketiyle yakınlaşmak, bize şah damarımızdan bile daha yakın olana!

Bir bardak su verene bile defalarca teşekkür ederken, hayatı verip onu güzelleştirene bir şükrü çok görme gafletinde bulunan “ben” i ayaklar altına alabilmek niyetiyle…

İbrahimler için hazırlanan dev ateşlere su taşıyan minicik karıncanın “en azından safımız belli olsun” tavrındaki mananın derinliğiyle…

Sualler denizinden beynimi kemiren kemirgen bir soru:

Elimizde kurban olarak sunulacak ne var?

Yoksa biz de sadece bir hayvanı boğazlamak manasıyla mı algılıyoruz “Kurban”ı!

Mana-yı harfi ile mi yoksa mana-i ismi ile mi bakıyoruz meseleye?

Elimizde kurban olarak sunulacak ne var?

Bizi yaratan; yokluk âleminden varlık âlemine getiren, varlık âleminde mesela bir taş olarak bırakabilecekken can veren, bitki olarak bırakabilecekken hareket bahşeden, hayvaniyetten kurtarıp akıl veren rabbimize…

Elimizde kurban olarak sunulacak ne var?

Üzerinde hassasiyetle titrediğimiz paralarımız mı yoksa herkesin çocuğundan daha kıymetli evladımız mı?

Bin bir zahmetle ulaşabildiğimiz makamımız mı yoksa halk içinde nefsimize nemrutluk payesi veren itibarımız mı?

Bizden başka kimsenin umursamadığı korkularımız mı yoksa ömrümüzü aşan emeller girdabında kıvranan ümitlerimiz mi?

Şöhretimiz mi, gıybet alışkanlığımız mı, namaz vaktinde tatlı gelen uykularımız mı?

Hangisi?

Bize göz verip onun hoşuna gidecek görüntüler, burun verip hoşuna gidecek kokular, kulak verip kâinatı şenlendiren müzikler ve daha sayısız nimetler veren rabbimize elimizde kurban olarak sunulacak ne var?

Yoksa…

Sadece boğazlayacak bir hayvan mı?

Şu ilahi mesajın ağırlığını yüreklerimizde hissediyor muyuz acaba?

“(Ey Muhammed!) Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti kurbanı kabul edilmeyen, “And olsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder” demişti” (Maide 27)

Peki, biz nelerimizden vazgeçebiliyoruz. Kurbiyet kesbetmek için atabileceğimiz hangi ağırlıklarımız var?

Allah’a yakınlaşabilmek için bizi ondan uzak tutan hangi dünyalığımızı kurban edebiliriz bu bayram?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

İbrahimi bir duruş olan kurbanın bereketiyle yakınlaşmak, bize şah damarımızdan bile daha yakın olana!

Bize kurban olarak sunmamız emredilen mübarek hayvanla beraber bir kötü huyumuzu da boğazlamak dileğiyle…

Bayramınız mübarek olsun!
Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 244 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.