YEŞİL VE KURU BAŞAKLAR

Share

 

(Ramazan Günlüğü 29)

***

Mübarek Ramazan iklimi insanı düşünmeye sevk ediyor. Mide için çalışan enerjimiz, beyne hücum ediyor. Bir düşünelim: 

Tabiat, bütün canlılığı ile selâm veriyor bize. Bu sene daha canlı daha gürül gürül sanki.

Allah nasıl da sınırsız ve hesapsız veriyor bize her şeyi değil mi? 

Yeşil buğday başakları sarıya dönerken nasıl da dolgun ve hafif rüzgârla nasıl da zikreder gibi bir sağa bir sola sallanıp duruyorlar. 

Öte yandan mısır tarlaları uzayıp gidiyor göz alabildiğine. Adam boyunu geçti bile boyları. Birkaç haftaya kalmaz, iki adam boyuna ulaşacaklar. Kamyonlar, depolar mısırla dolacak.

Öte yandan meyve ağaçları çiçek aşamasını çoktan geçti. Yerine göre portakallar, kayısılar, elmalar ve daha neler neler… 

Bu güzel ayda bu nimetleri daha iyi düşünüp teşekkür etmek lazım, onları verene. 

Ama bir şey daha yapmak lazım diye düşünüyorum. Belki de asıl fiili teşekkür bu olacaktır. 

Özellikle yeşil başaklı dolgun buğdaylar ile sarı başaklar; insana, Yusuf Peygamberin Kuran’da genişçe yer bulan kıssasını hatırlatıyor.  

Hz. Yusuf’un kıssası, şüphesiz geniş bir düşünce alanında çeşitli dersler ihtiva ediyor. Tamamını bir yazıya sığdırmak mümkün değil. Ancak bu yazının konusu itibariyle, sadece yedi yıl bolluk ve yedi yıl kıtlık hadisesini gözden geçirelim.

Hz. Yusuf kıssası, Yusuf suresinde detaylıca yer bulur Kur’an’ı Kerim’de. Madem Ramazan ayında bulunuyoruz, mealini okumak lazım. 

Hz. Yusuf, kardeşleri tarafından kuyuya atıldıktan sonra, bir kervan tarafından kurtarılıp Mısır’ın en kudretli adamlarından birine köle olarak satılır. Mısır Azizinin sarayında büyüyüp serpilen güzel yüzlü Yusuf, Züleyha’nın iftirası sonucu zindana atılır.

O sırada kendisine peygamberlik vazifesi verilir. Mahkûmları irşada başlar ve çok sevilir. Bu arada, kendisine çok önemli bir ilim verilmiştir: Rüya tabiri ilmi. 

Bir gün mahkûmlardan ikisi ona gördükleri rüyaları anlatırlar. O da birinin idam edileceğini, diğerinin ise kralın yanındaki eski görevine döneceğini söyler ve tam da dediği gibi olur. 

Aradan yıllar geçer. Dönemin Mısır Firavunu bir gece garip bir rüya görür.

İsterseniz o kısmı olduğu gibi Kuran’dan iktibas edelim:

“Kral, “Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı bana yorumlayın” dedi. (Yusuf 43)”

Rüyasını hiç kimse tabir edemez. Bu hengâmede o hizmetçi, krala, Yusuf Peygamberi anlatır. Yusuf Peygamber kendisine atılan iftiranın yeniden soruşturulması şartıyla rüyayı tabir etmeyi kabul eder. Soruşturma sonucunda masum olduğu anlaşılan Yusuf Peygamber, rüyayı şöyle tabir eder. 

İsterseniz onu da aynen Kuran’ı Kerim’den İktibas edelim:

“Yûsuf dedi ki: “Yedi yıl âdetiniz üzere ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın. Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, saklayacağınız az bir miktar hariç bu yıllar için biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek. Sonra bunun ardından insanların yağmura kavuşacağı bir yıl gelecek. O zaman (bol rızka kavuşup) şıra ve yağ sıkacaklar.(Yusuf 47-49)”

Bu tabir kralın hoşuna gider ve Yusuf Peygamberi bu işi organize etmekle görevlendirir. 

Yedi yıl bolluk, ardından yedi yıl kıtlık. O kıtlık yıllarında rahat yaşamak, bu bolluk yıllarında verilecek olan emeğe ve doğru kararlara bağlı. 

Peki, ne yapar Yusuf (a.s.)?

Çok büyük depolar yaptırıp bütün halkın sınırsız üretim yapmasını ister. Devlet olarak onlara güvence verir. Bütün tarlalar ekilip biçilir. İhtiyaç fazlası, daha sonra alınmak üzere uygun şartlarda depolara doldurulur. 

İstenen sonuca ulaşılır elbette. O kıtlık yıllarında sadece kendilerine değil çevre ülkelerde açlıktan kırılan insanlara da umut olurlar.

Gelelim buradan çıkaracağımız derse. 

Bu Korona illetini hep birlikte idrak ediyoruz. Hazır mübarek Ramazan ayı da gelmişken tefekkür edelim. Hazreti Yusuf’un kıssasını temel alıp bir şeyler yapalım. 

Şüphesiz devletimiz tarıma önem veriyor, çiftçileri destekliyor, üretimi arttırmak için elinden geleni yapıyor. 

Ama bunun yeterli olmadığını korona bize gösterdi. Yaşam mücadelesi başka bir şeye benzemez. Söz konusu açlık oldu mu insan her şeyi yapabilir. Son yüzyılda sanayi ve teknoloji idi, şimdi artık tarımdır hayat kurtaran.

Gördük ki ne zaman ne olacağı belli olmaz. Geçen yıl bu vakitlerde, biri bize bugün yaşananları anlatsa, güler geçerdik herhalde. 

Benim önerim şu: Öncelikle tohum ıslahı ve yerli tohum. Bu zaten yapılıyor daha da hızlanmalı, daha çok desteklenmeli. Bütün çeşitleri kapsamalı. Halk bu konuda kamu spotları ile bilinçlendirilmeli ve teşvik edilmeli.

Asıl yapılacak ise şudur: Ülkemize haddi çok fazla boş tarla var. Verimli ama boş. Herkes şehirlere sıkışınca köyler gibi tarlalar da boş kaldı. Devletimiz çiftçilik yapana destek verdiği gibi çiftçiliğe geçişi de desteklemeli

Bununla birlikte, ilgili ayette geçenyedi semiz inek, yedi zayıf inek” ibaresinden de hareketle, hayvancılık da aynı şekilde desteklenmelidir.

Öncelikle bütün tarlaların işlenmesi hedeflenmeli, büyük ve sağlam depolar yapılarak alım garantisi verilmelidir. Meralar, büyük/küçük baş hayvanlarla dolmalıdır. İleride bir kıtlık yaşanmasa bile (ki inşallah yaşanmaz) gıdaya ulaşmak ucuz ve kolay olur. Devletin yükü hafifler. Üretim artar. İşsizlik azalır.

Sadece devlet değil, vatandaş olarak bizler de bu konularda hassas olmalı ve ata baba tohumlarını koruyarak çoğaltmalıyız. Mümkün olduğunca kendi gıdamızı üretmeyi öğrenmeliyiz.

Ramazan ayı, Kur’an ayı.

Kur’an ise en güzel rehberdir.

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 332 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.