“Toplu Sözleşme” hem işveren hem de yetkili sendika için önemli bir sınav!

Share

***

Milyonlarca çalışanı yakından ilgilendiren ve iki yılda bir gerçekleşen toplu sözleşme sürecinde sona yaklaşılıyor. Müzakere aşaması bitti. Şimdi hakem heyetine başvuru süreci başladı.

Yani işveren (devlet yöneticileri) temsilcileri ile çalışan (devlet görevlileri) temsilcisi yetkili sendika, maaş ve diğer özlük hakları ile ilgili talepler ve teklifler konusunda anlaşmaya varamadılar. 

Bu durumda ilgili mevzuat gereği, eğer taraflar son anda bir anlaşmaya varmazlar ise son sözü Hakem Heyeti söyleyecek. 

Hakem Heyetinde üstünlük işveren tarafında olduğu için çıkacak sonuç da aşağı yukarı işverenin isteğine yakın olacak gibi görünüyor.

Yüzdelik oranlar ve detaylara girerek laf kalabalığı yapmak istemiyorum. Bu yazıyı okuyanların çoğunluğu zaten süreci yakından takip eden memurlar oldukları için gelişmelerden habersiz değildir.

Yalnız şunu ifade etmek gerekir ki toplu sözleşme; sadece yüzde bilmem kaçlık maaş zammı değildir. Kamuoyuna yalnız bu boyutu yansıyor olduğu için bunu ifade etmekte fayda var. 

Hatta maaş zammından daha önemli olarak; taban aylığa zam, seyyanen zam, 3600 ek gösterge, gelir vergisi kesinti oranının sabitlenmesi, eş ve çocuk yardımı, bayram ikramiyeleri var… Bunlar bazı mali haklar. 

Bir de; çalışma şartlarının iyileştirilmesi, iş güvencesi, ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerin durumları, aile birliğine bağlı sorunlar…

Daha neler neler…

Dediğim gibi, burada teknik detaylar ile kafa bulandırmak istemiyorum. 

Memur ve memur emeklilerini, yani milyonlarca aileyi ilgilendiren ve iki yılda bir yapılan toplu sözleşme süreci ile ilgili düşüncelerimi 2017 yılındaki toplu sözleşmenin ardından dile getirmiştim. 

İlgili yazı için tıklayınız: https://www.ajanskamu.net/makale/sendikalarin-zam-pazarligi-yetkisi-kaldirilsin-m1864.html

İtiraf etmeliyim ki yetkili sendika olan Memur Sen, bu sefer beklediğimin üzerinde bir performans sergiledi. Beklediğimin üzerinde diyorum; çünkü bir önceki sözleşmede yaşananlar malûm. 

Peki, bundan sonra ne olacak?

Başta dediğim gibi, müzakere bitti ama taraflar isterse, müzakere için iki günlük ek süre kazanma şansı var. Nitekim Memur Sen Genel Başkanı Sayın Ali Yalçın’ın bu konudaki çağrısı devam ediyor. 

Bu yazıyı yazarken aynen şöyle bir twit atmıştı Sayın Yalçın:

“Kamu İşveren Heyetine Seslendik

Çözüm eğer çıkacaksa bu masanın doğru işletilmesiyle çıkacak. Daha görüşülmeyen hizmet kolları var. 

Neden? 

Çağrımı yineliyorum. 

Gelin, masada bu işi çözelim. 

Emekçiler sorunlarla yaşamasınlar, stresi ve derdi arttırmayın.” 

Ama işveren tarafından herhangi bir yanıt bu saat itibariyle gelmemiş bulunuyor.  (20.08.2019 21.00) 

Aslında Memur Sen, özellikle bu sefer, süreci gayet güzel yönetiyor. Hem talepleri makul hem de işi masada çözme konusunda samimi davranıyor. Ancak yazık ki Kamu İşveren Heyeti bu konuda pek samimi değil. Hatta yapılan açıklamalara göre, çok sıradan talepler de dâhil, hemen her şeye; “yok, olmaz, hayır” diyor.

Neyse. Bir şekilde bir sonuca bağlanacak. 

Bağlanacak ama bu süreçteki insan davranışları turnusol işlevinde…

Toplu sözleşme başlayınca “Sendikaların performansı nasıl” gibi bir iki anket açtım sosyal medyada. 

Gelen cevaplardan anladım ki aslında toplu sözleşmeden daha vahim bir sorunumuz var. Kimileri zam istemeyi neredeyse vatana ihanet gibi görürken; kimileri de yetkili sendikaya sırf ideolojik saplantısı sebebiyle saldırmaya devam ediyor. Daha süreç bitmediği hâlde, hükümetin teklifini kabul etmiş gibi hüküm veriyor. 

Tabii ki her sendika eleştirilir. Eleştirilmesi lazım zaten. O konuyla ilgili yazdığım yazı duruyor. Yakında paylaşırım. Ama şimdi gündem o değil. Yetkili sendikayı eleştirenler enflasyonun “yüzde kırk” açıklandığı yıllarda yüzde iki zam alan sendikalarına bakıyorlar mı acaba?

Hatta aynı sendikalar, tarihte örneği görülmemiş bir şekilde ve taleplerinin çok üzerinde (yüzde elli artı yüzde elli, diğer unsurlarla beraber bir yılda yüzde yüz otuz beş) zam yapan rahmetli Erbakan hükümeti düşürülsün, diye sokağa çıkmadılar mı? 

Bence Memur Sen’e ilk taşı günahsız olanlar atsın. 

Yetkili sendika olduğu günden beri elde edilen kazanımlar hiç de az değil. Ama onlar başka bir yazının konusu.

Memur Sen şu an için eylem kararı aldı. İyi de yaptı. Bu kararlı duruşu devam etmeli. Her zaman dediğim gibi, biz taleplerimizde ısrarcı olalım. Olmuyorsa bile temsilcisi olduğumuz memurlara izahat yapma şansımız olur. Kararı hakem heyeti versin. 

Yirmi yıl öncesine göre memurlar için pek çok önemli kazanıma imza atan hükümetin, böyle bir zamanda, daha yapıcı bir karar almasını bekliyoruz.

Sonuçta işveren devlet, çalışan devlet… Zam ve sosyal haklar talep etmek de ihanet değil. Bazıları kraldan çok kralcı davranıp, bir yerlere yaranmak kaygısı ile hareket etse de ciddiye almam.

Kendi adıma, ülkem ve devletim için  gerekirse maaş da almam.  İnanıyorum ki vatanını seven her memur bu görüşe katılır. Allah o günleri göstermesin. 

Ama şu anki şartlarda daha iyi mali ve sosyal haklar talep etmek de son derece normaldir. 

Bekleyip göreceğiz. Bu süreç, hem işveren hem de yetkili sendika için çok kritik bir sınav özelliğine sahip. Âcizane görüşüm; konuya bu hassasiyetle yaklaşmaları lazım. Hayırlısı bakalım.

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 244 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.