SORU İSTİLASINDAN AZADE ORUÇ TUTMAK

Share

 

(Ramazan Günlüğü 2)

***

Bu Ramazan’da farklı bir huzur var sanki.

Her sene Ramazan’ın gelişi ayrı bir gündem olurdu. Özellikle insan ve toplum için hayati öneme sahip bu ibadet, birileri tarafından sulandırılmaya çalışılırdı. Akla zarar sorular sorulurdu, akla zarar medyatik hocalara…

Bu soruların amacı şüphesiz Allah’ın emrini sulandırmak ve insanları, ibadetin asıl amacından uzaklaştırmaktı.

Şükür ki bu sene, o birileri, canının derdine düştü de bu sorular çok yer kaplamadı beynimizde. Yine de boş durmadılar esasen. Orucu ertelesek mi, diyenler oldu ya, gülüp geçtik.

Sadece kötü niyetliler mi sulandırıyordu orucu? Hayır, sadece onlar değil. İyi niyetle ibadetini ifa etmek isteyen vatandaşlar da bu rüzgâra kapılıp binlerce soru soruyordu. Gerçi onlar sormaya devam ediyor.

Biraz araştırınca çıkıyor internetten. Yazıyı amacından saptırmamak için birkaç örnek veriyorum sadece:

– Günaha şeytanlar sebep olduğuna göre, ramazanda şeytanlar nasıl günah işletiyor?

– Bazı imsakiyeler, (…) gazetesi/grubu/cemaati takviminden farklıdır. Hangisine uymak ihtiyatlı olur?

– Kalp hastasının göğsüne sürdüğü ilaç orucu bozar mı?

– Tıraş olurken kanayan yere, kanın durması için kantaşı sürmek orucu bozar mı?

– Gündüz uyurken ihtilam olunca oruç bozulur mu?

– Nezle olduğum için burnumun içine gelen akıntıyı geri çekip yuttum, orucum bozuldu mu?

– Göz damlası orucu bozar mı? Lens ıslakken göze takılırsa oruç bozulur mu?

Oruç, sadece sabahtan akşama kadar aç kalmak değildir, diye düşünüyorum. Öyle düşünüyorum, çünkü ben din adamı değilim. Sadece Allah’ın emrine muhatap bir kul olarak, onun kitabından anladığımı dile getiriyorum. Yazılı düşünüyorum bu arada. Lütfen kimse yazdıklarımı fetva olarak değerlendirmesin.

Peki, insan soru sormasın mı? Sorsun elbet, sorsun da orucun asıl gayesini bilerek sorsun.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. (Bakara 183)” diyor yaratan. Demek ki oruç, Allah’a karşı gelmekten sakınmamız için farz kılındı, değil mi?

Aslında devamındaki iki ayet, neredeyse bütün soruları cevaplıyor:

“Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. (Bakara 184)”

“(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. (Bakara 184)”

Bakara suresi demişken, sureye adını veren kıssayı hatırladınız mı? Hani Allah Yahudi kavmine bir inek/sığır kesmelerini buyurmuştu. Onlar da herhangi bir inek/sığır bulup kesmek yerine sorular sorup durmuşlardı peygamberlerine… (Bu konu yarına kalsın.)

Rabbimiz, dünya imtihanında onu dilediği gibi yaşamamızı, adaletli olmamızı, paylaşmamızı, yoksulu fakiri gözetmemizi istiyor. Zaman zaman durup düşünmemizi, tefekkür etmemizi istiyor.

Olay çok basit. Sabahın belli bir vaktinden, günün bitimine kadar yeme içme ve belli zevklerimizi ertelememizi istiyor. Bu şekilde daha iyi düşünmemizi, tefekkür etmemizi, kendimizi ve çevremizi daha iyi algılamamızı istiyor. Açın halinden anlamamızı, birimizin iyiliğinin diğerinin iyiliğine bağlı olduğunu fark etmemizi istiyor.

Mülkün Allah’a ait olduğunu, bizim burada kalıcı olmadığımızı idrak etmemizi istiyor.

Bununla birlikte, bize kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Tutamayacak olana bir sorumluluk yüklemiyor.

Sonuç olarak, orucun temel şartlarını yerine getirip tefekkür edelim. Çevremizi gözetelim. Ulaşabiliyorsak fakire, yoksula ulaşalım. Bir tabak yemeğimizi de onlarla paylaşalım.

Gereksiz sorularla koskoca bir ayı heba etmeyelim. Olayı asıl mecrasından çıkarmayalım.

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.