MUTLULUĞUN SIRRI

Share

 

(Ramazan Günlüğü 11)

***

Zengin bir tüccarın mutsuz bir oğlu varmış. İnsan o kadar varlık içinde mutsuz olur mu? Oluyor işte. Her türlü imkânı ve rahatı yerinde olan tüccarın tek rahatsızlığı oğlunun bu mutsuzluğu imiş. Ne yapıp ettiyse bir çare bulamamış bu soruna tüccar. Delikanlı sürekli üzgün, düşünceli ve bıkkınmış.

Tüccara bir gün, bir bilgeden bahsetmişler. Oğlunun derdine olsa olsa o bilgenin çare olabileceğini, söylemişler. Tüccar, umutsuz ama denemekte fayda var, diye düşünmüş.

Mutluluğun sırrını öğrenmesi için oğlunu bu bilgenin yanına göndermiş. Delikanlı, günlerce yürümüş; dağlar, dereler, ovalar aşmış, epey zorlu bir yolculuktan sonra bir dağın yamacında bulunan güzel bir saraya varmış. Bilge, burada yaşıyormuş.

Münzevi bir ermişle karşılaşmayı bekleyen delikanlı, girdiği salonda beklediğinden çok farklı bir manzarayla karşılaşmış: Kelli felli adamlar, tüccarlar, yöneticiler girip çıkıyor; bazıları köşede sohbet ediyor, müzisyenler ortalık yerde kulağa hoş gelen ezgiler çalıyormuş.

Öte yandan; o güne kadar, kendisi gibi zengin bir ailenin çocuğunun bile göremediği,  lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış.

Bilge, kendisine danışmak için gelen bu insanlarla sırayla konuşuyormuş. Haliyle bizim delikanlı da kendi sırasının gelmesi için beklemek zorunda kalmış. Uzun bir süre bekledikten sonra sıra kendisine gelmiş.

Gördükleri karşısında daha ilk şaşkınlığını atlatamayan delikanlı, buraya geliş amacını yarım yamalak anlatabilmiş.

Delikanlının anlattıklarını dikkatle dinlemiş bilge. Dinlemiş ama “Şu anda, sana mutluluğun sırrını açıklayacak zamanım yok.” demiş ona.  Umutsuzca kalkıp gidecekken; bilge kendisine, gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini tembihlemiş ve eklemiş:

“Ama sizden bir ricada bulunacağım”

“Buyurun efendim” diye cevap veren delikanlının eline bir kaşık veren bilge, sonra bu kaşığa iki damla zeytinyağı koymuş: “Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.”

Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya, bahçelerini gezmeye başlamış, gözünü kaşıktan ayıramıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. “Güzel!” demiş bilge, ardından pek çok soru sıralamış:

“Peki, yemek salonundaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yapmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?”

Utanan delikanlı hiçbir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabaladığı için başka bir şeye dikkat edememiş.

“Öyleyse git, bir daha bak. Sarayımın güzelliklerini gör.” demiş ona bilge. “Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.”

İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat eserlerine, baş döndürücü tablolara dikkat ediyormuş. Kalenin burçlarını, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bahçedeki bitkilerin düzenlenmesindeki zarafeti görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış.

“Peki, sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?” diye sormuş bilge.

Kaşığa bakan delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.

“Peki” demiş bunun üzerine bilge, “Sana vereceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun sırrı, dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.”

Bu hikâye, yıllar önce okuduğum, simyacı adlı kitapta geçmektedir.  Hatırladığım kadarıyla kendi cümlelerimle yazıya döktüm. Simyacı, dünyaca ünlü Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun romanı. İspanyadan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun olağanüstü yaşamının hikâyesi. Biliyor musunuz, dünyaca ünlü bu roman; Mevlâna’nın ünlü Mesnevîsinde yer alan bir küçük öyküden yola çıkılarak yazılmıştır.

Bu hikâyeden çıkarılacak derse galince… Onu da siz çıkarın olur mu? Yorum olarak benimle de paylaşırsanız mutlu olurum tabii.

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.