İYİLİK VE YARDIMLAŞMA AYI RAMAZAN

Share

 

( Ramazan Günlüğü 6)

***

Hoş geldin ey şehri ramazan. Kuruyan gönüllerimize bir damla yağmur gibi indin. Tıkanan nefeslerimize tatlı bir bâd-ı sabâ oldun. Davudi sesinle kulaklarımızın pasını sildin. 

Merhaba ey mübarek iklim. Senin mevsimin huzur verir. En ince ayrıntısına kadar düşünülerek söylenmiş bir şiir gibi, en ince ayrıntımıza kadar nükseder her bir dakikan.

Asırlardır geliyorsun. Sen hep aynısın.

Sen hep aynısın da biz aynı mıyız acaba?

İnsanlık, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Kendi ellerimizle bozduğumuz dünyanın, kendi ellerimizle kirlettiğimiz çevrenin, kendi ellerimizle katlettiğimiz doğanın hışmına uğradık. Rabbimizin kevni kanunlarını çiğnedik. Şimdi cezasını çekiyoruz.

Evlerimize çekildik. Burnumuzu dışarı çıkaramaz olduk. Dışarıda gürül gürül akan bir dünya, dışarıda çiçekler, böcekler, bahar… Dışarı çıkamaz olduk. Hepten bozulduk…

En önemlisi de kendi ellerimizle öldürdüğümüz insanlığın bedduasını aldık. Suriyeli çocuğun, Gazzeli yetimin şikâyeti ulaştı arşı alaya.

Bu sefer işin hakikaten zor. Daha çok yıpranmış, daha çok hırpalanmış, daha çok günaha batmış, neredeyse tamiri imkânsız kullar bulacaksın bu sene.

Sonsuz rahmetin, sınırsız nimetleri yetmedi bize. Paylaşmasını bilemedik. Beşimize doksan beş, doksan beşimize ancak beş düştü. Kimimiz bin senelik yemek depolarken, kimimiz açlıktan telef oldu. 

Kavgalarımız hiç bitmedi. Aylan bebeleri putlarımıza kurban verdik. Bir olan Allah’ı unutup binlerce tanrı edindik. Her birine kurban yetiştirmeye çalışırken dünyayı ateşe verdik. 

Başımıza gelen her belanın, kendi ellerimizle işledikleriniz yüzünden olduğunu biliyoruz. Ne var ki içimizde, bir köşede yaşayan bir umut var. İçimizde hayra çağıran, iyilikler yapan, dünya mazlumlarına taraf olanlar hatırına bir umut… İşte sen o umudu taşıyorsun.

Hoş geldin. Hiç bu kadar beklenmemiştin. Hiç bu kadar özlenmemiştin. Hoş geldin ey mübarek iklim. Hoş geldin!

Rabbimizin bir hediyesi olarak misafir oldun gönüllerimize. Kur’an’ı getirdin yeniden gündemimize. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir o.

Nasıl olmamız gerektiğini en güzel tarif eden de odur:

“Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır. (Bakara 3-5)”

Rabbimizden gelen yol… İşte biz o yolu bin parçaya böldük. Hakikatin etrafını o kadar sardı ki tezviratımız, kime nasıl inanacağımıza karar veremez olduk. Hâlbuki yol tek, yol sadece ve yol çok açık idi.

Gel de hakikati sembollere kurban etmeyelim. Rabbimizin huzuruna eli boş çıkmayalım. Gel ki Kur’an okuyalım. O bize anlatsın iyiliğin, doğruluğun, hakikatin ne olduğunu:

“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir. (Bakara 177-Diyanet Meali)”

Hoş geldin ey şehri ramazan. Hoş geldin ey umut. Hoş geldin ey Nuh’un gemisi. Zaman tufanından kaçıp sana sığınanlara ne mutlu!

Bize ne güzel mesajlarla geldin. Diyorsun ki:

Rabbimiz, dünya imtihanında onu dilediği gibi yaşamamızı, adaletli olmamızı, paylaşmamızı, yoksulu fakiri gözetmemizi istiyor. Zaman zaman durup düşünmemizi, tefekkür etmemizi istiyor.

Olay çok basit. Sabahın belli bir vaktinden, günün bitimine kadar yeme içme ve belli zevklerimizi ertelememizi istiyor. Bu şekilde daha iyi düşünmemizi, tefekkür etmemizi, kendimizi ve çevremizi daha iyi algılamamızı istiyor. Açın halinden anlamamızı, birimizin iyiliğinin diğerinin iyiliğine bağlı olduğunu fark etmemizi istiyor.

Mülkün Allah’a ait olduğunu, bizim burada kalıcı olmadığımızı idrak etmemizi istiyor.

Bununla birlikte, bize kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Tutamayacak olana bir sorumluluk yüklemiyor.

Sonuç olarak, orucun temel şartlarını yerine getirip tefekkür edelim. Çevremizi gözetelim. Ulaşabiliyorsak fakire, yoksula ulaşalım. Bir tabak yemeğimizi de onlarla paylaşalım.

Cümle ümmet bir olalım. Yeniden insanlığa umut olalım.

***

İzzet Irmak

#ramazangünlüğü www.izzetirmak.com

(Not: Bu yazı Milat gazetesinde yayımlanmıştır.)

İLGLİ LİNK: https://www.milatgazetesi.com/ramazan/ramazanla-habsihl/haber-237683

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.