İÇİNDE EYLÜL BİRİKTİREN KADIN VE EYLÜL YÜKLÜ BİR DERVİŞ

Share

 

(Kitaplarla Her Salı 8)

Sizin hiç eylülünüz oldu mu? Hiç eylül biriktirdiniz mi hayatınız boyunca? Bir hayat, kaç eylül eder? Size eylül hediye eden oldu mu? Siz birilerine eylül hediye ettiniz mi? Eylül çağırıyor mu sizi de?

Nedir peki eylül?

Yaşamın, yılın, mevsimin ve varlığın en olgun demi olan eylül; duyguların, sevmelerin, sevilmelerin de en olgun mevsiminin adıdır belki de.

Sevmek, sevilmek… eylül kadar karmaşık duygular.

“Eylül çağırıyor beni. Her sene eylüller çağırır zaten. Yine eylül gelir, saçlarımıza eylül düşer.” diye başlıyor öykü. Bir garip duygu sarmalının öyküsü: İçinde Eylül Biriktiren Kadın.

Aslında bütün kadınlar eylül biriktirir. Neden biriktirirler, ne yaparlar eylülleri, bilemem. Zaten bana kalırsa, dünyanın en zor işidir, bir erkeğin bir kadını anlaması. Yine bana kalırsa, dünyanın en kolay işidir bir kadının bir erkeği anlaması.

Evet, kadın anlar ve hisseder. Hissettiği kadar anlar, anladığı kadar hisseder.

Kadın sevgiden bir kaledir. Fethedilmek ister. Kim bilir belki de onun için eylül biriktirir. Peki, kaç erkek ona eylül hediye eder? Yoksa pek çok erkek, ellerinde nisanlarla kalenin surlarına dayandığı için mi kapılar açılmaz? Yoksa bu sebepten mi iliklerine kadar yoksunluk hisseder? Yalnızlık hisseder ve hissettirir?

“Eylül geldi ve bizi yalnız yakaladı. Her mevsim üzerimden eylül gibi geçer, dedi kadın. Saçları uzun ve kıvrım kıvrımdı. Gözleri eylül eylüldü. Bakışları eylülü konuşuyordu. Duruşu eylül gibi, ağlayınca eylül dökülüyordu gözlerinden.”

Her kadın bir erkeğin karşılığıdır. Her erkek de bir kadının… Peki, bu kadının karşılığı olan erkek, eylül biriktiren eşine eylül hediye ediyor mu?

“Bir kocası vardı, kendisini bilmedik. Hiç eylülden anlamaz bir adam. Eylülü ve eylülün adımlarını bilmeyen bir adam nasıl olur, eylül olan bir kadına koca olur?”

Muhtemelen insanlık tarihinin en büyük dramlar serisidir bu. Birbirine istemedikleri ve ihtiyaç duymadıkları ayları veren kadınlar ve erkekler.

Hikâyenin burasında, yazar araya giriyor. İçinde kayıp bir eylül varmış gibi hem de. “Benim de sende alınmamış bir eylülüm var” diyor kadına.  İçinde eylül biriktiren kadına. Bir adet borç eylül… Eski bir ayrılık rüzgârının önüne katılmış kuru yaprak misali bir eylül mü acaba? “Bulamadım eylülünü. Sana geri vermek için eylülünü bulamadım.” diyor kadın.

Yazar burada rakip mi bilemedim. Bütün eylüller zaten ikisinin mi yoksa? Sonradan eylül bulundu mu, borç ödendi mi ayrı bir konu ama değişen şartlar eylülleri darmadağın etti. “Kimimiz yalancı baharlara kapılıp gitti, terk etti eylülümüzü, kimimizin çoğaldı parası pulu, azaldı eylülleri, yok oldu. Kimimizin hiç eylülü olmadı.”

Eylüle de tahammülü kalmaz bazen insanın. Biriktirmek bir yana, bırakıp gitmek ister her şeyi, eylülü de.

Anlamak zor kadını, bir erkek için. “Ey kadınım sana koskoca bir nisan vadediyorum” diyen bir erkek uğruna bütün biriktirdiği eylülleri gözlerinden dökebilir de toprağa. Kadın gider, eylülleri kalır. Siz de hep içinde eylüller biriktiren bir kadın beklersiniz.

İçinde Eylüller Biriktiren Kadın, adını verdiği kitabın içinde, yirmi üç öyküden sadece biri. Firuze, Soğuk Yüz, Çay Sendromu, Kapı, Yarım Kalan Aşk ve daha nice öyküler karşılıyor sizi. Her biri, okuru kendi dünyasına misafir ediyor.

***

Müştehir Karakaya, hayatım boyunca tanıdığım en farklı insanlardan biri. Bana göre çok iyi bir okur, çok iyi bir yazar ve çok iyi bir şair. Eylül yüklü çağdaş bir derviş. Kalabalıklar içinde bir münzevi.

“Gençliğini hiç yaşamamış, hastalıklarla boğuşmuş, akademik bir kariyer yapmamış, kendine has bir delilikle İstanbul’a koşturmuş, ihanete uğramış, üç günlük dünyasında üç gün üst üste hiç karnı doymamış, aristokrat bir aileden gelen ama ne şehirli olabilmiş ne köylü kalabilmiş, ölümle yaşam arasında gelgitleri olan, Nirvana’yı arayan, Kaf Dağına doğru kanatsız yola çıkan bir meczup…” (Hayal Bilgisi)

Öğrencilik yıllarımdan beri tanırım. Karşılıklı tanışmamız üniversite yıllarımda oldu. Çok da teşrik-i mesaimiz olmadı ama her zaman yazı ve kitaplarının takipçisi olmaya çalıştım. Kendine has dağınıklığı içinde çok ahenkli bir bütün bana göre Karakaya. Onu Cumhuriyet Caddesinde sırtında sakosu, koltuk altında kitaplar, dağınık saç ve sakalları ile gezerken görür ama yanına yanaşmaya cesaret edemezdim bir türlü.

En son 2017 yılında Van gezim sırasında kendisini ziyaret ettim, Van Belediyesindeki çalışma odasında. Konuştuk, kendisinden yine istifade ettim. Kitaplarından imzalayıp hediye etti.

Müştehir Karakaya’yı daha detaylı tanımak isteyenlere önerim, Hayal Bilgisi dergisinin 33. Sayısına ulaşmaları olacaktır. Dergi bu sayısını “Müştehir Karakaya Özel Sayısı” olarak çıkardı. Aldım okudum ve çok istifade ettim. Cihat Albayrak yönetiminde Van Erciş’te çıkan bu dergi ulusal nitelikte kaliteli bir edebiyat, sanat dergisi.

Müştehir Karakaya’nın yakın dostlarından, benim de tanıdığım ve saygı duyduğum, değerli fikir ve aksiyon adamı Ahmet Kurbani Hocamın eskilerden, Karakaya’nın bir kitabını tanıtmak için kullandığı şu sözlerini de buraya bırakmakta fayda var. Bu sözler Yazarı tanımamıza bir nebze vesile olur diye düşünüyorum.  

Sizlere ismiyle, içeriğiyle birbirine uyumlu bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Epopeler… Taşra sanat işçiliğinin gönüllü ve profesyonel fedakârı Müştehir Karakaya’nın son şiir kitabının ismi. Yerden göğe tüm varları mitolojik olayların heyecanıyla anlatan ve mitolojik imgelerin bol bol kullanıldığı geniş yelpazeli bir şiir kitabı. Maddi sebeplerin bir araya getirdiği ince bir haleti ruhiye anlatısı.” (Ahmet Kurbani)

Bilmeyenler, tanımayanlar için kısa bir bilgi notu da bırakayım buraya:

Müştehir Karakaya, 1962 Bulanık/Muş doğumlu. Cağaloğlu’nda yıllarca basın yayın alanında çeşitli yerlerde bulundu. Dergilerde çalıştı, yayın yönetmenliği ve yazı işleri müdürlüğü yaptı.

Birçok sanat-edebiyat ve kültür dergilerinde yazdı. İstanbul’da Kardelen dergisini kurdu ve dört yıl boyunca bu dergiyi çıkardı. 1995 yılında Van’a yerleşti. “Hazan” sanat edebiyat dergisini kurdu, uzun yıllar bu dergiyi yayınladı. Daha sonra Vefa Taşdelen ile birlikte Beyaz Gemi sanat ve kültür dergisini yayınladı, 2011 Van Depremine kadar.

Yurt içinde ve Van’da çıkan sanat, edebiyat, kültür dergilerine katkı sundu, sunmaya devam ediyor.

Çok sayıda şiir, roman, öykü, deneme kitabı bulunmaktadır. Yazmaya devam ediyor.

***

Eserlerinden bazıları:

Şiir:

Gece Sağanakları (toplu şiirleri-ilk 8 kitap)

Zaman Gergefinde Kitabeler (toplu şiirler-9 kitap)

Canana Şiirler

Canın Notasız Son Şarkıları

 

Deneme:

Erguvanî Yazılar

Şuuraltı Notları

 

Öykü:

Burada Deniz Vurgun

Üç Yağmur Masalı

İçinde Eylül Biriktiren Kadın

Düş Zamanı Öyküleri

 

Roman:

Ay Karanlıktı

Yurdunu Arayan Ölüm

Savunma

Mazlum Halepçe

Tuşbanın İncisi Semiramis

Tuşba Yolunda

Dört Şehir Dört Kapı

Hattuşaşlı

Nemrud’un Eli

Tuşba Yolunda

 

Günce:

Bilgenin Günlüğü

***

Vakit ve çay demlenir de fikir ve ruh demlenmez mi? Aklı besleyen en güzel eylemdir okumak. Tıpkı eylül gibi insanın en olgun, en tatlı, en verimli hâlidir.

Evet, şimdi demlenme ve dem tutma zamanı.  Okumaya, yazmaya devam…

İzzet Irmak

#kitaplarlahersalı www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.