HERKESİN KUYUSU KENDİNE

Share

 
 
(Kitaplarla Her Salı – 5)
 
Muhafazakarlık, beynelmilel, göreceli ve kastedilene göre anlam kazanan bir olgu çoğu zaman. Ülkemizde muhafazakarlık, daha çok dini önceleyen ve dini değerleri korumak isteyen kesimlere yönelik kullanılan bir kavramdı.
 
Evet, ‘kavramdı’ çünkü iki binden sonra çok şey değişti hayatımızda. Ortaokul, lise çağlarımdan hatırlıyorum da ‘nereden nereye’ demeden edemiyorum. ..
 
Bugün hayat tarzlarını belirleyecek kadar önemsenen bir değer kaldı mı, bilmiyorum. Şu bir gerçek ki para ve konfor her kesimin birinci önceliği. İkinciler ise eskiden birinci olan ne varsa artık. 
 
Peki bu hale nasıl geldik?
 
Adem Gümüş ‘ün  Kuyudaki Züleyha isimli romanını okurken bunları düşündüm hep. İtiraf etmeliyim ki roman uzun bir süre gerilimsiz, fantastik bir havada devam ediyor. Derken ortalara doğru heyecan başlıyor. Kitap sona doğru ilerledikçe sorgulamalar, karşılaştırmalar artıyor okurun zihninde. 
 
Değişim, sinsi ilerleyen bir ur gibi bedeni sarıyor. İlk bakışta muhafazakar bir çevrede yetişen Derya’nın değişimi anlatılıyor gibi görünse de aslında toplumun kapitalizm ile dönüşümünü de okumak mümkün bu eserde.
 
Özelde muhafazakar kesimin, genelde ise saf, kanaatkar ve inançlarına bağlı Anadolu insanının değişim sürecine eleştirel bir projektör tutuluyor. 
 
Ne kadar çok ihtiyaç, o kadar çok çalışmak.
 
Ne kadar çok heves , o kadar çok zaman.
 
Ne kadar çok istek, o kadar çok ömür verilmesi lazım karşılığında. 
 
Bir koltuk takımı, bir mutfak takımı, yeni bir ev, yeni bir araba, kıyafetler, gezmeler… Bütün bunların bir bedeli elbette olur. 
 
Ama hiçbir bedel, insanın ömrü kadar ağır bir bedel olamaz. 
 
Hiçbir bedel, insanın sevdiklerine ayırması gereken zamanı vermesi kadar ağır bir bedel olamaz. 
 
Kuyudaki Züleyha, aynı zamanda, bir aile romanı. Hızla değişen, dönüşen muhafazakar aile yapısının değişim sürecinin sorgulandığı bir roman. 
 
Birçok film ve romanın aksine değişim, kadın üzerinden anlatılmış bu eserde. Modern zamanların en büyük tartışma konularından biri üzerinde bina edilen kadının çalışma hayatı ve ailedeki rolü en çok sorgulanan tema burada.
 
Hikâye boyunca bir kenarda kendi hâlinde devam eden “kuyu” istiaresi de Yusuf yüzlü Umut öğretmenin dualarının karşısında duruyor gibi… Öte yandan Derya, derya olduğu kadar Züleyha’dır aynı zamanda!
 
Hayat sürüp gidiyor. Nicelerimiz, bizi bekleyen kuyuların kenarında, kimi dualı, kimi duasız…
 
Velhasıl, herkesin kuyusu kendine sonuçta, değil mi?
 
Eser hiç beklenmedik bir yerde bitiyor. Bana kalırsa devamı gelebilecek bir eser. Gelmeli de. Taktir yazarın tabii.
 
Dili son derece akıcı ve konusu üzerinde düşünmeye değer bir roman. Okuma sırasına alınması gerektiğine inanıyorum. 
 
İzzet Irmak
#kitaplarlahersalı www.izzetirmak.com
 
 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 340 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.