GÜNLERİN İZİNDEN…

Share

 

(Kitaplarla Her Salı 6)

Büyüklüğün yükü ağırdır. Kolay değildir ulu makamlarda durmak, kolay değildir göründüğü kadar. Onun rüzgârı başka olur, sorumluluğu başka, ağırlığı bambaşka.

Büyük bir medeniyetin bakiyesi olmak ise en zoru. Zira hem zirvede değilsin hem de zirvenin bütün sorumluluğu omuzlarında. Dayanılır gibi değil. Ya bir an önce o zirveye tırmanacaksın ya da acı bir son seni bekler ötelerde.

Ülkemizin içinde bulunduğu durumu biraz da böyle değerlendiriyorum acizane. Bir zamanlar adalet, emniyet, kardeşlik türküleri terennüm eden zengin coğrafya, şimdilerde ağıtlarla inliyor her an. Umut ise biziz, eski güzel günlerin mimarı olan bizler.

Biz gittiğimizden beri yetim kalan bu topraklarda çakallar, hırsızlar, arsızlar talan ediyor bütün güzellikleri. Bir zamanlar batının rüyalarını süsleyen zenginliklerin diyarı, şimdilerde tüm dünyanın kâbusu olmuş maalesef.

Doğu Türkistan’dan Filistin’e, Suriye’den Afganistan’a, Kafkas Dağlarından Nil Nehrine, Suriye’den Myanmar’a kadar her taraf kan ve gözyaşı ile yoğruluyor.

“Doğdu geceye mehtap gibi
Endülüs Emevi
Masallarda değildi
Zümrüdü Anka ve Kaf Dağı
Sanat ve aşk
İşte orada
El Hamra’da”

diyen şair gibi kaybettiklerimizin ardından ağıt yakası geliyor insanın.

Bu salı, köşemizin konuğu eğitimci şair Osman Murtaza Gökdal. İki şiir kitabını da okudum. Yukarıdaki satırlar “Aşk Medeniyeti” isimli ilk şiir kitabından. Kitaplarında o büyük medeniyetin izlerini sürüyor şair. Bununla birlikte, bugün çekilen acıların ortağı olmaya davet ediyor okuyucuyu:

“Doğu Türkistan’da çocuk olmak
Korkuyla kardeş gibi yaşamak
Doğu Türkistan’da çocuk olmak
Zulüm yağmurunda ıslanmak”

Bu satırlar da “Bir Dirhem Gümüş” isimli ikinci şiir kitabından.

Batının, bir yerlerde canlı kalmış vicdanı gibi duran Rachel Corrie de can buluyor satırlarında şairin:

“Buradayım
Olyimpiya’dan Refah’a
Kardeşlik için geldim.
Buradayım
Çünkü dünya sağır ve sessiz
Yıkık duvarların altında”

Bununla birlikte, sözüm ona, medeni dünyada insan o kadar değersizleşti ki kendi yarattığı meta bile daha kıymetli hale geldi.

“Cesaretim derdimdendir” diye başlanan “efsun” isimli şiirde, bu acı gerçek de çağın yüzüne vurulur:

“Algı müteahhitlerinin
Fütursuz küstahlıkla inşa ettikleri
Sanal gerçeklikler kaplar
Gökyüzünün maviliğini unutmuş dimağları
Eğlence ve israf çağı
Mimarlarının ellerinden
Zevk düşkünü aristokrat hevesler doğar…”

Osman Murtaza Gökdal diriliş neslinin izinden gidiyor. Eğitimci ve sendikacı kimliği, derdiyle yoğruluyor.

“Bülbülü kanatan diken değil gülmüş
Mazlumun payına düşen hep hüzünmüş”

dizelerinde dile getirdiği gibi tersyüz olmuş algılar ortamında hakikat peşinde koşmalı insan.

Küllerinden yeniden doğmak için, bu kadim coğrafyada yeniden özlenen günler için, bu ülke için umudu her zaman diri tutmalı insan.

Zira yükümüz ağır, rüzgârımız sert, zirvede olmak mecburiyeti boynunuzda büyük bir vebal.

Yine de iyi duygularla bitirelim biz, şairin sözleri eşliğinde:

“En güzel yoldaştır sana
Kanaat, sabır, saygı ve sevgi
En değerli hazinedir
Sahip olduğun
Bir dirhem gümüş”

Okumak, derdi olan insanın azığı. Okumaya, okumaya, okumaya ve yazmaya devam.

İzzet Irmak
#kitaplarlahersalı www.izzetirmak.com

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 273 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.