GENÇLİK NEYSE GELECEK DE ODUR!

Share

 

(Kitaplarla Her Salı 11)

***

Nasrettin Hoca, bir türlü ata binemeyince: “Ah gençlik!” demiş. Sonra bakmış ki etrafta kimse yok: “Ben senin gençliğini de bilirim Hoca!” deyivermiş bıyık altından gülerek.

Bu güzel anlatıda çok önemli bir ders vardır. Gençlik neyse ihtiyarlık da odur bir anlamda. Gençlik ihtiyarlığın tarlasıdır da diyebiliriz.

Toplum açısından bakacak olursak; gençliği neyse, gelecek de odur. “Gençlerin yetişmesine önem veriniz çünkü bu yolda en küçük ihmal ülkenin yapısını ve geleceğini yok eder.” der, Aristoteles.

“Peki, nasıl bir gençlik?” sorusuna da üstat Necip Fazıl şöyle cevap verir: “Gençlik yaş işi değildir. Ruh işidir.”

Ali Fuat Başgil, bu ülkenin dertli insanlarından biri. Dünyanın en karmaşık geçiş dönemlerinde yaşamış. Osmanlının son demlerinde, 1893 yılında, dünyaya gözünü açtığından; 1967 yılındaki vefatına kadar neler görmüş neler…

Sultan Abdulhamid’in devrini, Meşrutiyeti, Birinci Dünya Savaşını, Milli Mücadeleyi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, tek partili dönemi, çok partiye geçiş ve demokrasi mücadelesini, 27 Mayıs Darbesini…

Sadece görmemiş, aynı zamanda yaşamış ve bizzat idrak etmiştir, Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil. Aslında bir bilim insanı olmasına rağmen, en çok gençlere verdiği önemle ön plana çıkmıştır.

Sadece Gençler mi? Elbette ki hayır. Binlerce yıllık kadim bir geçmişin sahibi olan bu aziz milletin gelecekte de söz sahibi olması için mücadele etmiş ve bunun ancak gençlerin ıslahı ile mümkün olabileceğini düşünmüştür.

İstanbul Üniversitesi’nde Anayasa Hukuku dersleri verirken, 1961 seçimlerinde Adalet Partisi listesinden bağımsız Samsun milletvekili seçildi. Hayatının en büyük macerasını da bu dönemde yaşayacaktı. Milletvekili seçildikten sonra cumhurbaşkanlığına aday olmuştu.

Heyhat! O dönemde daha yeni kellesi alınmış, demokrasi isteyenlerin. Nitekim 24 Ekim 1961 gecesi Fahri Özdilek ve Sıtkı Ulay tarafından Başbakanlık’ta bazı Milli Birlik Komitesi üyesi subaylarınca “hayatınızı garanti edemeyiz” denilerek tehdit edildi. Bu mafyavari tehdit karşında çaresiz adaylığından vazgeçti. Cumhuriyet senatosu üyeliğinden de tabi.

Bundan sonra yurt dışı yaşamı, bilimsel çalışmaları ve 1965’te tekrar milletvekili seçilmesi… Koca bir ömre koskoca eserler sığdırdı Başgil.

Onun en çok bilinen ve yüzlerce defa basılan “Gençlerle Başbaşa” isimli eserini bilmeyen yoktur diye tahmin ediyorum.

Bu eser onun yaşamdan ve tecrübelerinden ortaya çıkmış çok önemli bir kaynaktır gençler için. Her bir sözün altında büyük bir tecrübe ve samimiyet var. Belki de bu sebepledir ki bir roman veya hikâye olmadığı halde bu kadar büyük ilgiyle karşılanmıştır.

Gençlerin iyi yetişmesi, hatalardan mümkün olduğu kadar korunması için yılların birikiminden yararlanarak ortaya koyduğu bu eser yedi bölümden oluşmaktadır.

Bunlar sırasıyla;

1.Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları

2.Muvaffak Olmanın Şartları

3.Terbiyenin Ruh ve Karakter Üzerindeki Tesiri

4.Muvaffakiyet (Başarı)

5.Verimli Çalışma

6.Çalışma Hayatının Kanunları

7.Muvaffak (Başarılı) Olmanın Kanunları.

Bu kıymetli eseri satır satır okumanın gerekliliğine olan inancımla; kitaptaki bir bölümü sizlerle paylaşarak, yazımı tamamlamak istiyorum. Değerli gençler, lütfen dikkatle okuyunuz. Kendinize, ailenize, çevrenize, vatanınıza ve milletinize yararlı olmak istiyorsanız bu nasihatleri gerekirse ezberleyiniz:

“Okuyucum! Her işin ve mesleğin kendi bünyesine mahsusu çalışma ve işleme usul ve kaideleri vardır ve bunu meslek sahipleri bilir. Bir de fizik ve fikri her nevi iş ve çalışma hayatının ve umumiyetle muvaffak olmanın, düşünen aklın ve şaşmaz kanunları hâlinde, birtakım umumi ve rasyonel (akılcı) düsturları (ilkeleri) vardır ki ben burada bunlardan benim bildiğim kadarını hülasa edeceğim:

* Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır.

* Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer ve her köşe çalışmanın en müsait yeridir.

* Bir günde ve bir zamanda yapman lazım gelen bir işi (bir dersi, bir vazifeyi) ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi gibi işi de kendine yeter.

* Bir zamanda yalnız tek bir iş yap, yalnız bir ders, bir kitap, hatta bir fasıl üzerinde çalış.

* Ta ki dikkatin ve kuvvetin yayılıp zayıflamasın. Bir zamanda birden fazla iş yapayım diyen, hiçbirini tam ve temiz yapamaz. Dünyaca tanınmış olan büyük İslam mütefekkiri İmam-ı Gazali’ye “İhya-i Ulûm (İlimlerin Yeniden Canlandırılması) adlı muazzam eserini nasıl bir çalışma ile vücuda getirdiğini sormuşlar: Bir zamanda yalnız bir fasıl, bir bahis, bir mesele üzerinde çalıştım, demiş.

* Başladığın bir işi, bir dersi, bir kitabı, bir vazifeyi yapıp bitirmeden başka bir işe, derse, kitaba ve vazifeye başlama. Yarıda kalan iş, başlanmamış demektir.

* Bir günün işini, dersini, vazifesini bitirdikten sonra ertesi gün ne iş yapacağına karar ver. Yahut, hiç olmazsa çalışmaya başlamadan evvel, hangi iş, ders, kitap üzerinde çalışacağını düşünüp kararlaştır ve çalışmaya bu kararla otur.

* Bir işe başlamadan, bir dersi öğrenmeye, bir kitabı okumaya oturmadan evvel düşün ve çalışman için lazım olan şeyleri yanında ve elinin altında bulundur. Ta ki, ikide bir kalem, kâğıt aramaya kalkıp da dikkatin dağılmasın.

* Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözetleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil. Ve bütün ruhi ve bedenî kuvvetinle kendine işe ver.

* Bir işe başlamadan evvel o işi, dersi, vazifeyi, kitabı en kısa bir zamanda, en kolay ve en temiz bir surette nasıl yapmak, nasıl öğrenip etüt etmek mümkün olduğunu iyice düşünüp hesapla.

Genç arkadaşım. Yukarıda sıraladığım düsturları okuyup unutasın diye değil; kulağına küpe yapasın ve ileride beni anla diye yazdım. Senden beklediğim, beni hayırla anmandır.”

Ali Fuat Başgil; Yusuf Has Hacip, Kaşgarlı Mahmut, Ali Şir Nevai üslubuna yakın tarzı ile kendini milletine karşı sorumlu hissetmiş ve geleceğimizin teminatı gençlerimiz için bu güzel eseri ortaya koymuştur.

Bu haftalık da bu kadar. Selam ve muhabbetle…

İzzet Irmak

#kitaplarlahersalı www.izzetirmak.com

 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.