BİR GÖMLEK DİKTİRDİM KOLU DÜĞMELİ

Share

 

 

***

Bir gömlek diktirdim kolu düğmeli

Herkes kaderine boyun eğmeli

Deli gönlüm çirkine bel bağlama

Sevdiğin yar Malatya’ya değmeli

 

“Birbirine sevdalı olanların hayatı acıydı. Kısa bir ömürdür hayat, uğruna upuzun acılar çekiliyordu. Fatoş iç geçirip, “Hep en uzağında olurmuş, insanın dizlerinde içini dökmek istediği. Hakkını helal et, dedi giderken. Bana dönseydi, benim olsaydı, ona ömrümü helal edecektim.” dedi.

Sebepsiz Ayrılık, Sami Öğretmen ile sadece onun kullanabildiği ismiyle Fatoş’un dikkat çekici hayatlarının öyküsü. Çağdaş bir aşk masalı. Yeri, yurdu, kişileri belli olan bir masal. Fedakârlık, dostluk, aile, toplumsal değerler ve nefretin harmanlandığı, masallaşmış bir gerçek yaşam öyküsü. Bir masalın gerçekleşmesi üzerine edilen nice dualar ve kurulan hayaller biliriz hepimiz. Masal gerçek oluyorsa, bu normaldir. Ama gerçek, masal oluyorsa bu olağanüstüdür.

Sami Hoca Anadolu’nun fakir ve mütevekkil topraklarında yetişmiş mütevazı ve tok gözlü bir genç. Yeni atanmış bir öğretmen. Hiç olmayacak bir yerde ve hiç olmayacak şartlarda tanıştığı Fatoş ile başlayan aşk hikâyeleri inanılmaz badireler atlatarak gelişiyor.

Yaşam ile ölüm, gerçek ile hayal, geçmiş ile gelecek iç içe geçiyor hikâyenin her aşamasında. Teknik olarak hikâye desek de rahatlıkla bir roman hacminde. İçinde dört ayrı hikâyenin bulunduğu 219 sayfalık kitabın 177 sayfası Sebepsiz Ayrılık.

Kitaptaki ilk hikâye Topal. Vatan uğruna bacağını kaybeden bir kahramanın kısa öyküsü. Diğer bir hikâye Borç Para. Zeynel Öğretmen ile Zeliha Hemşirenin hikâyesi. Son hikâye Levha ise İlhan’ın büyük hayallerinin öyküsü.

Sebepsiz Ayrılık, nehir roman tekniğine yakın bir teknikle yazılmış. Olaylar akıp gidiyor. Okuyucu, kendisini o nehre rahatlıkla kaptıracaktır diye düşünüyorum. Ben fazlasıyla kaptırdım. Kitabı sabah elime aldım, öğleden sonra bittiğini fark ettim.

O nehrin bir diğer kitabı ise Kaymakamın Not Defteri. Onu da sonraki iki gün içerisinde okudum. Yazar, sekiz adet öykünün çok hacimli olduğunu görünce, iki kitap olarak yayımlamış. İlk kitapta olduğu gibi ikinci kitapta da biri uzun, üçü kısa olmak üzere dört hikâye var.

Kaymakamın Not Defteri, diğer adıyla Aşk ve Çiçekler; Kaymakam Halil Bey’in uzun ve maceralı sergüzeştinin film şeridi gibidir. Hikâye, Halil Bey’in tabutunun tekbirler eşliğinde ve yoğun kalabalıkları yara yara avluya girmesiyle başlıyor.

Kızına bıraktığı sandıktan çıkan hatıra defteri, Halil Bey’in inişli çıkışlı ve maceralı hayatını ortaya koyuyor.

“Sevip sayanları çoktu kaymakam beyin. Çünkü o, makamına ve servetine bakmadan herkesi sevmiş, herkes de bu sebepten, onu sevmişti.”

240 sayfalık kitabın 160 sayfasını dolduran hikâyede aşk, dostluk, kardeşlik, aile, vefa gibi toplumsal değerler çok güzel işleniyor. Okurken, her an bir entrika beklentisi oluşsa da hayat normal akışı içinde devam edip gidiyor. Ne var ki hayatın normal akışı da zaten yeteri kadar çetrefillidir. Hayata her şey dâhildir.

Tıpkı Sebepsiz Ayrılık gibi, rahatlıkla roman sayılabilecek bu uzun hikâyede insanlar en yalın halleriyle arzı endam ediyorlar. Halil’in bir türlü dikiş tutturamayan ailesi, Dönüş’e olan aşkı ve her şeyi bırakıp atıldığı yeni macerada tanıştığı İhsan amca ve Feride… Halil’in her seferinde bitti derken yeniden filizlenen umudu… En nihayetinde ulaşılan emeller. Dedik ya hayata her şey dâhil. İniş de var çıkış da.

Dürüstlüğün, iyiliğin, vefanın para ettiği yıllar. Yoksulluğun sadece maddi boyutta olduğu, gönüllerin zengin olduğu yıllar. İnsanın insana güvenebildiği yıllar… Genç kızların, sevdikleri için mendile mesajlı desenler işledikleri yıllar.

Sevenlerin sevdiklerine değer verdiği, uğruna kurban olmayı arzuladıkları yıllar.

Yazar, kendisi de Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş olmanın etkisiyle kahramanlarının ruh tahlillerini oldukça iyi yapmış. Kahramanlar içimizden insanlar. Aşkları da, nefretleri de, hayata bakışları da bizden, pek tabii olarak.

Kitapta yer alan diğer üç hikâye de kısa olmalarına rağmen, insanın yüreğine dokunuyorlar. İstanbul’da Yaz Tatili, bir köyde görev yapan Ayşe ve Selma öğretmenlerin diyalogları ile atılan düğümün; Ayşe Öğretmen’in hatıra defteri ile çözüldüğü bir öykü.

Yıkılmayan Sarı Çatı, köyün kimsesiz gariban genci Efraim’in bilinmezliklerle dolu yaşamını konu edinirken; Küçük Kuşum, saklanan bir gerçeğin başka insanların hayatına nasıl etki ettiğini irdeliyor.

Okuyacaksanız bu iki kitabı birlikte okumanızı öneriyorum âcizane. Yukarıda dediğim gibi, bu hikâyeler, Anadolu’nun “taşra” tabir edilen gerçek kitlesinin hayat terennümü. Yazar, halkın duyuş ve düşünüşünü, hissedişini yine halkın diliyle; tıpkı onların yaşamı gibi sade, safsatasız bir dille ele almış.

Tıpkı bir kahramanın ağzından dökülen şu sözlerde olduğu gibi: “Ağzından çıkan bir söz yara açmasın. Bir yarayı kapatsın. Unutma ki, yangını sen çıkarırsın ama sen söndüremezsin.”

Bu hikâyelerde dil sade, karakterler sahici, hayat bütün gerçekliği ile ortadadır. Gereksiz ajitasyon da yok, gereksiz kurgu da.

Şu anda Karabük İl Müftü Yardımcısı olarak görevine devam eden Mahmut Emin, 1958 Hatay Kırıkhan doğumludur. Diyanet İşleri Başkanlığında kırık yıllık hizmeti bulunan Emin’in bir de Kuran’a Göre Hicret isimli bir kitabı bulunuyor.

Kendi ifadesiyle, lise yıllarından beri okumayı ve yazmayı seven biri olarak, yıllardır içinde biriktirdiği hikâyeleri kaleme almaya ve okuyucu ile paylaşmaya karar vermiş. İyi de etmiş. Ben okurken bazen ağladım, bazen güldüm, bazen de derinlere dalıp kendi köyüme gittim. Okurken içinizi ısıtacağına inandığım bu güzel hikâyeleri sizlerle de paylaşmak istedim.

Kitapların yazarına, haddim olmayarak birkaç tavsiyem de var:

  1. Sebepsiz Ayrılık ve Kaymakamın Hatıra Defteri üzerinde biraz daha çalışarak, karakter analizleri ve yer betimlemelerini genişleterek, iki ayrı roman olarak okuyucuya sunması,
  2. Diğer altı hikâyeyi, varsa başka kısa hikâyeleri de ekleyerek, yeni bir isimle başka bir kitap olarak basması,
  3. Bu güzel ve samimi anlatımın şanına yakışır biçimde, az da olsa, gözden kaçmış imla hatalarını iyi bir editörlük çalışması ile gidermesi.

Böylece, bu güzel eserler, edebiyatımızda çok daha sağlam bir şekilde yer alacaklardır diye düşünüyorum. Okumanın ve yazmanın aydınlığında yeniden merhaba dostlar. Yeni sezonda okumaya ve yazmaya devam…

***

İzzet Irmak

www.dunyabizim.com’da yayımlanmıştır.

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.