RAİF EFENDİ SENDROMU

Share

 
 
(Kitaplarla Her Salı 4)
 
İnsan kadar acımasız bir varlık var mıdır şu âlemde? Yahut insan kadar merhametli?
 
Aşağıların en aşağısı da yücelerin en yücesi de insana mahsus bir seviyedir elhâk. Bu iki makam arasında en hızlı değişim rekoru da tabii. 
 
Raif efendi ezik bir adam. Gerek iş hayatında gerekse evinde adeta ikinci sınıf insan muamelesi görüyor.
 
“Âdeta” mı? Düpedüz ikinci sınıf insan muamelesi…
 
İşe yaramaz tipler vardır. Ne çalışır, ne para kazanır ne de kimseye bir faydası dokunur. Çevreleri de onların bu durumuna muvafık olarak onları dışlar, ikinci plana iter, kısmen yok sayar. Böylesi normal görülebilir. 
 
Peki ya hem çalışıp, hem kazanıp hem de herkese yararı dokunduğu halde ikinci sınıf muamelesi görenlere ne demeli? 
 
İşte Raif efendi öyle bir tip. Çalıştığı iş yerinde Almanca tercüme görevlisi olarak çalışır. Son derecede titiz ve çalışkandır. Sadece kendi işini değil, zaman zaman başkalarının da işini üstlenir. 
 
Evde de durumu pek farklı değildir hani. Kendisi ve ailesi dışında; baldız bacanak, cümbür cemaat onun başında. Herkes çalışıp kazanıyor ama bütün masraflar onun sırtında. İcabında bir ekmek almaya bile onu gönderiyorlar. Üstüne üstlük adam yerine de koymuyorlar. Öyle ki kendi kızı bile hane halkına uyup babasına saygısız ve umarsız davranmaktadır. 
 
Bütün bunları derin gözlem gücü ile bizlere birinci kişi ağzından aktaran yazar, Raif Efendi’nin gizemli defterini okuyunca kendimizi bambaşka bir dünyanın kapılarını aralarken buluyoruz. 
 
Bir anlamda Raif Efendi ile ilgili anlamsız ve karanlık noktalar, bu defterden açılan projektörle aydınlanmaktadır. 
 
Yirmili yaşlarının başında, babasının işlerini devralacak yetiye sahip olmak üzere, gönderildiği Almanya’da başından geçenler, bu sefer kendisinin, bizzat Raif Efendi’nin ağzından bizlere sunuluyor. 
 
Yarı aylak gezerken bir kız ile tanışmış ve çok etkilenmiştir. Kız çok değişik bir yapıya sahiptir. Tanışmalarına  vesile olan resim ve apayrı bir dünya olan gazino ortamı ile örtüşük bir şekilde  Maria Puder, Raif için Madonna olarak kodlanmıştır. (Madonna: Alm. (Resim, Heykel) Çocuk İsa ile “Meryem Ana”yı gösteren resim ya da heykel.)
 
Üstelik Kürk Mantolu Madonna. 
 
Bu sıradışı ilişki yine sıradışı bir şekilde biter. Babasının ölümü üzerine Türkiye’ye dönen Raif, akraba marifetiyle, malının mülkünün talan olduğunu görür ama elinde kalan kırıntılarla bir hayat kurmaya çalışır. Bir hayat kurması gerekir çünkü Kürk Mantolu Madonna’sı gelecek ve hayatına dahil olacaktır. 
 
Bütün olumsuzluklara rağmen her şey yolunda gidiyorken; Maria Puder ile bağlantı kesilir…
 
Bu ilginç hikayenin sonu hazindir ama bu hüznü katmerli kılan asıl şey, finalde beklemektedir okuyucuyu. 
 
Raif Efendi, bir tesadüf eseri İstasyonda Maria Puder’in bir akrabası ile karşılaşır. Kürk Mantolu Madonna’sının on sene önce öldüğünü öğrendiğinde ve madamın yanındaki küçük kızın kendi kızı olduğunu fark ettiğinde tren yol almıştır çoktan. 
 
Raif Efendi, Kürk Mantolu Madonna’sına yıllarca yüklediği günahın ağırlığı altında dünyanın anlamsızlığına vasıl olur. 
 
Raif Efendi, bu dünyada nice insanları temsil eder ki onların varlığının farkında bile olmayız çoğu zaman. Ben acizane bunu “Raif Efendi Sendromu” olarak nitelendirdim. İlk midir bilmiyorum.
 
Yine de içten içe ona bir iki laf etmeden duramıyor insan.
 
Kim bilir belki de bu kadar pısırık olmamalıydı. Madem dünya acımasız insanlarla doluydu, o da en azından varlığını ortaya koyabilmeliydi. Saldırmasa bile savunma yapabilmeliydi. 
 
Yıllar önce okuduğum Sabahattin Ali’nin bu kitabını (Kürk Mantolu Madonna) yeniden okumak, çok farklı duygular uyandırdı bende. Daha anlamlı ve daha oturaklı  bir hal aldı derunumda. 
 
Bazen eski bir kitabı yeniden okumak ayrı keyif veriyor bana galiba…
 
İzzet Irmak
#kitaplarlahersalı
 

Share

1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İzzet IRMAK hakkında 339 makale
1981 Van doğumlu. Yüzüncüyıl Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Mezunu. Milli Eğitim Bakanlığında Öğretmen. Çeşitli dergi, gazete, İnternet sitesi ve platformlarda yazar. Güncel yazılar, gezi yazıları ve öyküler yazmaktadır. Kitap çalışmaları devam etmektedir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.